Daha Güzel Bir Dünya İçin Ne Yapmalıyız: Empati

0
46
views

Daha güzel bir dünya için ne yapmalıyız? Empati.
Geçtiğimiz günlerde ekşi sözlükte dolanırken açılan bir başlık dikkatimi çekti:
Daha güzel bir dünya için ne yapmalıyız? Nedendir bilinmez aklıma ilk gelen şey empati oldu. Kafamda konuyu irdeleyince ilginç rastlantılara dikkat ettim. Empati yokluğu gerçekten toplumumuzun huzur ve mutluluk içinde yaşayamamasının en büyük sebebidir diyebilecek kadar iddiali şeyler fark ettim.
Öncelikle size empatinin tarihçesinden ve tanımından bahsedeyim. Empati bir başkasının duygularını içinde bulunduğu durum ya da davranıştaki motivasyonunu anlamak veya içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesneye yansıtmak olarak da kullanılır. Biz burada sadece insan ilişkileri için geçerli olan tanımından yararlanacağız. Fransızca bir kelime olan empatinin Türkçe karşılığı eş duyum, duygudaşlık olarak belirlenmiştir. Günlük konuşma dilimizde biz ”empati yapmak” ya da ”kendini onun yerine koy” gibi ifadeleri kullaniriz. İkinci ifade Türkçeye daha uygun bir ifadedir ancak cümleyi uzatmamak ya da işimize geldiği için biz empati yapmak ifadesini kullanırız:). Kızılderililer empatiyi başkasının ayakkabısı içinde bir mil yürümek olarak tanımlamışlar. Bazı filmlerde de çok dikkat edilirse küçük çocuklar anne ve babalarinin ayakkabılarını giyindiklerinde kendi verdikleri kararların yanlış olduklarını onları ne kadar üzmüş olduklarını anlarlar. Walk in one’s shoes İngilizcede bunun deyimi olarak kullanılır. Yukarıdaki empati tanımı üç öğeden oluşmaktadır: empati kuracak kişi karşısındakinin yerine kendini koymalı, karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru anlamış olmalı, empati kuran kişinin zihnindeki empatik anlayışın karşısındaki kişiye ulaşma davranışı belirlenmelidir.
Empati kelimesini ilk olarak Alman pskilolog Thedor Lipps kullanmıştır. Günümüzdeki tanım Carl Rogers tarafından yapılmış empati için en kapsamlı tanımdır. Lafı daha fazla uzatmadan ve sizi sıkmadan gözlemlediğim durumlara gelelim :). Kendi gözlemlediğim empatinin yapılmadığı durumları okuyunca umarım sizde bana hak verirsiniz. Öncelikle trafikte insanların birbirlerine karşı aşırı tahammülsüz olduklarını hepiniz fark etmişsinizdir. Herkesin ulaşması gereken bir yer, dinlenmeye gittiği evi, geç kaldığı bir toplantısı, bekleyen bir misafiri var. Sadece bizim değil. Buna rağmen insanlar dünyanın en onemli işi kendilerininmiş gibi ellerini kornadan çekmemek, yayalara yol vermemek, kırmızı ışıkta geçmek gibi trafiği bunaltıcı hale getiren hareketleri yapmaktan çekinmiyorlar. Kendim şahit olduğum bir olayda şeridimizdeki arabalardan biri, benzini bitmiş ya da başka bir sorunu olacak ki arabayı hareket ettiremiyor . İçinde bulunduğum otobüs dahil trafikteki arabalar ise sanki düğün konvoyu varmışçasına ellerini kornadan çekmiyorlar. Hem karşıdaki insanı zor durumda bırakıyorlar hem de çevreye rahatsızlık veriyorlar halbuki birileri inse arabanın durumunu sorsa ve yardim etmeye calışsa bunlar yaşanmasa fena mı olur? Arızalı arabanın yanından geçerken attıkları kötü bakışlar ve sözler de cabasi işin. Diğer fark ettiğim durum ise toplu yemek yenen yerlerde belki bilerek belki de bilmeyerek insanların yemekler hakkındaki görüşlerini ifade etme şeklidir. Toplu yemek yerlerine örnek olarak öğrenci yemekhanelerini verebiliriz. Başka bir insan o yemeği orda yerken yan masasındaki insanlar yemeğin ne kadar çirkin, yenilemez olduğunu tartışıyorlar. Halbuki o yemeği yemeye mecbur olan veya yemeği o an yiyen insanlar var. Bu kişilerin yemeğe karşı hevesleri kaçabilir. Demek istediğim bunun düşünülerek hareket edilmesinin daha farklı sonuçlar doğurabileceği kesindir. Daha fazla uzatıp örneklerle sizleri sıkmak istemiyorum . Ne demek istediğimi anlamış olduğunuzu düşünüyorum .
Peki sorunları söyledin de çözüm nerede ? Hemen ondan da bahsedeyim. Yapılan incelemelere göre yüksek bir empati yeteneği ile doğarız. Yani aslında daha bebekken bu güzel özellik içimizdedir. Kişinin kendisi bu özelliğini kullanmadıkça kaybeder. Bahsettiğim örneklerde olduğu gibi çevremize gittikçe duyarsızlaştığımızda körelen bir özelliğimizdir. Daha sonradan bu yeteneği kazanabilmek için kişi öncelikle kendinde bunun eksik olduğunun farkına varmalı ki bence en önemlisi budur. Yavaş hareket etmeli, hızlı yorum ve yargıda bulunmaktan kaçınmalı, kendini olayların akışına bırakmalıdır. Belki böylelikle toplumumuz daha huzurlu ve mutlu olur. Ben size toplumumuzda rahatsız olduğum bir durum hakkında bilgi vermek ve görüşlerimi paylaşmak istedim. Tabiki bu yazının içeriği genellemedir. Konuyla ilgili aşağıdaki eğlenceli videolara da bakmanızda yarar var. Hepinize bol empatili günler dilerim :).

Berfin Özgenur AYDIN

CEVAP VER