Middle-earth: Shadow of Mordor

0
105
views

Herkese selamlar!

Öncelikle, Erzurum’da üniversiteli olmanın zorluğuna alışmaya çalışarak geçirdiğim ikinci yılımda, hepimizin bu kısıtlı aktivite hayatımıza yeni bir heyecan getireceğine inandığım Fakültatif Tıpçı’da emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor, çorbada benim de bir tuzum olsun diye zaman buldukça ben de sizinle bir şeyler paylaşmayı düşünüyorum. Ve bu paylaşımlarımda ağırlıklı olarak bilgisayar oyunları üzerine yoğunlaşmayı planlıyorum. Evet oyunlar. Her ay komite gibi bir gerçekle karşılansan tıp öğrencilerinin sosyal hayatı bile olduğuna inanmayan insanların olduğu bu dünyada, oyun da oynadığımız haberi sizi şaşırtabilir, ama bunları yazan eller daha dün GTA4 akıyordu. Ayıııııkkkssss….

Her neyse. Oyun severlere tavsiye etmek istediğim ilk oyun, Middle-earth: Shadow of Mordor. Adından da anlaşılacağı üzere çoğumuzun bildiği Yüzüklerin Efendisi filminin geçtiği Orta Dünya’nın konu alındığı bir RPG.

Oynadığımız karakterin adı Talion. Oyuna bu talihsiz arkadaşımızın eşi ve oğlunun, Sauron’un sağ kolu tarafından öldürülmesiyle başlıyoruz. Ee haliyle adam ailesinin öcünü almayı kafaya takıyor ve bu çetin yolda kendisine yardımcı olarak yine Sauron ve arkadaşlarından çok çekmiş olan bir elfin ruhu eşlik ediyor. Ama o sizin bildiğiniz eşlik etmekten değil, elfler burada da farkını koyuyor ve adamın içine giriyor, oyun bitene kadar da orda kalıyor.

Fakat bu ölü elf amcamız, görünüş itibariyle bizi fazla beklentiye sokmuyor belki evet, ama istediğimiz zaman Talion’dan kendisine geçiş yaptığımızda ve metrelerce yüksek bir kuleden yere tek parça inişler mi sağlamasın, urukları etkisi altına mı aldırmasın, savaş sırasında artist artist kılıç darbeleri mi attırmasın… Duvarların arkasındaki düşmanları göstermeye kadar her işe koşuyor bu koca yürekli elf.

 

İlk olarak neden bir uruk ordusu peşinden koştuğumuzu açıklayan anlatımdan sonra, beyaz-mavi karışımı bir kulede buluyoruz kendimizi. Harita büyük, haliyle hızlıca ışınlanmayı sağlamak için kuleleri kullanıyoruz. Skyrim gibi düşünebiliriz bu kısmı. Ve tabiiki her zaman orada olduğunu bildiğimiz görevler yine harita üzerinde yerlerini almış bize “Geeeeelll geeeeelll” diyorlar. Tabii siz ister bu sese kulak verin ister vermeyin oyun bir şekilde oynattırıyor kendini. Ki artık online olarak oynanmayan oyunun kalmadığı gibi bir döneme rast gelmesi de oyunun tekdüzeliğini yıkan şeylerden biri. Yaptığınız bu gezintileriniz de dağa taşa tırmanmasını da Assasin Creed’den, urukları dövüşünü Batman’den almış bu arada. Kısaca bir taşla bir sürü kuş vurduran bir oyun kendisi. Ama kendine has özellikleri de yok diyemeyiz.

 

Öyküye bağlı kalan kısmından devam edersek, ana menüde Sauron’un ordusu kıdem seviyelerine göre sıralanmış, ayrıca bir uruk eğer yönetiyorsa hangi uruğu yönettiği aralarında bir iyonik bağ varmışçasına gösterilmiş. Tabii bu orduda hangi uruk neredeymiş, hmm, gideyim öldüreyim hemen demek yok. Bulmak için, elf gözlerin neler görüyor ruh amca diye Talion’dan ruha yaptığımız geçişte “Yeşil renk uruklara bak” cevabını alıyoruz. Hadi bulduk aradığımızı güzel, ama öldürmek sizi biraz zorlayabilir. Ama çoğu oyunda asıl patronu öldürmek için önce savaşman gereken bir türkçe tıp amfisi kadar uruğun arasına dalmak yerine gizli kapaklı takılabilmeni sağlayabilecek alternatifler getirilmiş. En güzeli de bu gizlenmelerin sırasında kendini ele vermeden ortalığı karıştırabilmen tabii. Ama yok ben illa dalıcam dedin ve ölüverdin, seni öldüren her uruk gücüne güç katıyor ve giderek kendi kendine kazanılması zor savaşlar oluşturmuş oluyorsun. Yani oyunda, “Ben ana karakterim bana bir şey olmaz.” diye bir dünya olmadığını sana hatırlatacak rekabetler var. Ha diyelim zoru başardın, o zaman da düşmanının kullandığı silahı levelıyla beraber kendi envanterine ekleyebilmen ödüllerin en güzeli. Böyle geliştirilmiş silahların üzerine konabildiğin gibi, kendin de silahlarını geliştirebiliyorsun tabii.

 

Bu arada silah demişken, üç farklı silah var ve karakterini geliştirebildiğin gibi o envanterine eklediklerinle de bunları geliştiriyorsun. Biri kendi çok canlar yaktığın kılıcın. İkincisi elfin kendi gibi bir çok mahareti olan ok ve yayı. Son olarak Sauron’un elini kesen Isildur’un kırılmış kılıcı. Evet, bildiğin fakir gibi kırık kılıçlarla savaşıyorsun. Ama hadi o yine neyse de asıl yalnız olmak koyuyor insana. Uzun süre öylesine takılan biri olup sonradan öyküyü takip etmeye karar veren biri olarak, başıboş dolanıp yapabileceklerinizde fazla bir çeşitlilik yok maalesef ki buna görevler de dahil. Öykünün ilerleyen zamanlarında yeni arkadaşlar edinmek her şeyi çekilir kılan şeylerden biri.

Son olarak içine kötü bir büyücü girmesiyle filmden tanıdığımız Rohan kralı Theoden gibi yine bu tarz bir büyücünün kurbanı olmuş ve dokunulsa öleceğine inandığımız bir teyzemiz de var. Allah’tan sağlık sıhhat diliyorum. İlerleyen bölümlerde kızıyla yardım ulaştırmaya çalıştık ama son durumunu bilmiyorum.

Sonuç olarak, maceraysa işte sana macera. Aksiyon sevenler buyursun oynasın.

Sude Günce Yüksel

CEVAP VER