BİR FİNCAN KAHVE

0
13
views

Günümüzde teknoloji son sürat ilerlerken, insanlar iletişim problemi yaşıyor, yapılan sohbetler tarih oluyor. Günlük hayatımızda para, kariyer, itibar ön plana çıkarken paranın satın alamayacağı değerler arka plana itiliyor. İnsanlar mutluluğun peşinde koşarken, sanki mutluluk çabalayarak elde ediliyormuş gibi, mutlu olmayı unutuyor. Ailesinden ve arkadaş çevresinden kopup mutsuzluğu dayanılmaz bir hal alan bireylere dönüşüyor.

Bu cümleler nereye bağlanacak diye düşünürken aklıma okuduğum birkaç yazı geliyor. Bir adam var hikâyemizde. Çok lüks bir otelde tatil yapacak. Otele yerleştikten sonra bir gezintiye çıkıyor. Gezintisi sırasında ani bir kar fırtınasına yakalanıp kayboluyor. Son bir umutla sığınacak bir yer ararken tomruklardan yapılmış küçük bir kulübe gözüne ilişiyor. Tam kulübeye vardığı sırada yaşlı bir adam kapıyı açıyor ve “Hoş geldin, bende seni bekliyordum “diyor. Haliyle şaşıran adam geleceğini nereden bildiğini soruyor. Yaşlı adam sofraya tabakları koyarken “Bugün her zamanki gibi çorbamı yapacakken bulgur torbası elimden kaydı ve tencereye 2 katı bulgur döküldü. Günde 1 yumurta veren tavuklarım da bugün 2 yumurta verdi. Bende misafirimi beklemeye başladım” cevabını veriyor. Yaşlı adamın anlattıklarını rastlantı olarak değerlendirdi. Çorbasını içerken aklına akşam otelde düzenlenecek yemek geldi. Otelde olsa ne çok eğlenirdi. Belki odasına çıkıp sıcacık yatağında televizyon seyredebilirdi. Otelde gece yarısı havai fişek gösterisi bile yapılacaktı. Bunların bir kısmını sesli düşünmüş olacak ki yaşlı adam onu yatacağı odaya götürdüğünde sobayı gösterip burada üşümeyeceğini söyledi. İşte kocaman birde televizyonun var diyerek perdeyi açan yaşlı adam ağaçlarla süslenmiş, tablolarda bile görülemeyecek güzellikteki bembeyaz tepeleri göstererek “ Ay ışığının kar tanelerinden yansımasını izleyebilirsin, hem havai fişeklerini de aratmaz” diyerek odadan ayrıldı. Zengin adam o gece hayata farklı bakmaya başlamış ve anlamış ki mutluluk bakmayla görmenin arasında saklıymış.

Bu hayat bir kavanoza benzetilmiş diğer bir yazıda. Kavanozuna aileni ve sosyal hayatını temsil eden pinpon toplarını koymadan kariyer, para vb. şeyleri temsil eden kumu koyarsan toplara yer kalmaz ve mutsuz olursun. Hayattaki önceliklerini çok iyi belirlemelisin. Kavanozun ne kadar dolu olursa olsun kum tanelerinden ince olan kahveyi koyabilirsin. Yani ne kadar yoğun olursan ol eski bir arkadaşınla bir fincan kahve içmeye vakit ayırabilmelisin 😀 Kum tanelerinde boğulan arkadaşlarımıza ışık tutabilmek ümidiyle…

isimsiz

CEVAP VER