Mount&Blade Warband

1
121
views

Herkese selamlar!

“Hadi bu çocukları her ay sınav yapalım” gibi dâhiyane bir fikri ortaya atıp, tuhaf bir şekilde insanlar tarafından desteklenmiş ve başımıza komiteyi getirmiş bu insanları, özellikle sınava bir hafta kala çok andığımı fark ettim. Bu zamanlarda aklıma bu kadar sık geliyor olmalarındaki büyük etkenlerden biri de, bu süper zekaları düşünerek harcayacağım vaktin oyun saatlerime ait olması tabii. Yine de bilgisayarıma bir hafta bile uzak kalmamın, geri dönüşümde oyunlardan aldığım keyifi daha da arttırdığına inanarak, hala sisteme isyan bayrağımı dolabımın arkasında bekletiyorum.

Geçen komite ardından sardığım Shadow of Mordor sevdam yerini bu komite sonrası Mount&Blade Warband’e bırakıyor. Yani yine bir şeyler kırıp döküyorum. Bu kırıp dökmelerimin sanal ortamla sınırlı kalmasını umuduyla, oyunu anlatmaya geçiyorum.

Öncelikle oyunumuz yine bir RPG oyunu. Kontrol edeceğimiz karakterin cinsiyetini, dış görünüşünü, özgeçmişini seçerek başlıyoruz. Ardından karşımıza karakter geliştirme sayfası geliyor, buradan adınızı kendimiz yazıyor ve yine aynı sayfadan nelerde ustalaşmak istediğimiz doğrultusunda yeteneklerimizi karakter seviyesiyle orantılı olarak ayarlayabiliyoruz. Burada en başta güç, zeka, çeviklik ve karizma olarak dört ana özelliğimiz bulunuyor. Güç, silahımızla verdiğimiz hasarda, çeviklik, at sürme benzeri ikincil özelliklerde, karizma ordu büyüklüğümüzde son olarak zeka taktik, cerrahlık gibi diğer ikincil özelliklerimize puan vermemizi sağlıyor. Üçüncü özellik türümüzü de kullanmak istediğimiz silah türüne göre geliştiriyoruz.

Oyuna başladığımızda karşımıza, altı farklı krallığın farklı lordlarının veya krallarının kontrolünde olan şehirler, kale ve köyler çıkıyor. Buralardan herhangi birine doğru hareket etmek için gitmek istediğimiz yere tıklamamız yeterli. Bölgeye ulaştığımızda ise yapabileceklerimizin listesi çıkıyor. Örneğin şehirlerdeki pazar yerlerine giderek zırh, erzak, at ve silah gibi ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyor, arenalarda antrenman yapabiliyor, hana gidip ordumuza bizim gibi yoldaşlar, kiralık askerler alabiliyor, düşmanı olduğumuz krallığın köylerini yağmalayıp erzak veya sığır çalabiliyoruz veya kendimize ait bir bölgeyi idare edebiliyoruz. Tabi kendimize ait bir toprak edinmek öyle kolay bir iş değil.

Şöyle ki, öncelikle bir krallığın kralına kılıcını götürüp “Lordun olayım mı ağam?” diyorsun. O da sana önce kendini kanıtla diyor. Sen de yerin kulağı vardır hesabı gidip dostunun düşmanı düşmanımdır dediğin düşmanlarla savaşarak namının kralların kulaklarına gitmesini ve seni kabul etmelerini bekliyorsun. Diyelim sonunda başardın, bir lord oldun, öncelikle kendine bir sancak seçiyorsun. Elinde bayrakla gezerken daha havalı olduğunu ve yakında bir sürü toprağın olabileceğini düşünüyorsun ama olmuyor. Krallığındaki lordlarla kanki olup fethi edilen yeni bir yer olunca seni kral karşısında desteklemeleri için kafalarına girmen gerekiyor. Ve uzun uğraşların sonunda sadece lord olduğunda sana verilen o küçük köyle kalıyorsun. Bu da böyle bi anımdır… Sonradan akıllanarak lordları bırakıp direkt kralın kafasına girince +50 ilişkiyle savaşlar sırasında mareşal bile olabiliyoruz. Ve eski Mount&Blade serisine göre Warband’de lord kızlarıyla evlenebilme gibi yeni bir özellik getirilmiş. Kral çok nazlı onunla uğraşamıyorum derseniz başka soylularda iyi ilişkiler toprak sahibi olmayı kolaylaşabilir, bu sinsi taktik de aklınızda bulunsun. Ama bu taktik de diğeri kadar zahmetli hatta belki daha zor diyebilirim. Çünkü burada evleneceğiniz kızın “babası” gibi bir etken var karşınızda.

Bu, hem baba hem de lord görevini üstlenmiş kişiyle aranızı iyi tutmanın da bir çok yolu var. En klasiği hepimizin bildiği, oyunların vazgeçilmezi olan görevler tabii ki. Ama yine çoğu birbirine benziyor ve sıkıyor bir süre sonra insanı. Bu yüzden diğer şık olarak lordumuzu gizli bir takibe alıyor ve yaptığı savaşlarda omuz omuza saldırıyoruz. Bunu da kolay kolay unutmuyor sağ olsun.

Bu arada savaşlara gelirsek, savaşa başlamadan önce iki şık çıkıyor; birincisi kendimiz hücum edebiliyoruz ve harita üzerinde strateji oyunu havasında ilerleyen oyundan çıkıp kendimizi birden gerçek bir rpgde buluyoruz. Veya geride kalarak orduna saldırması için emir verebiliyoruz ve sadece savaş sonu raporlarına bakarak  neler olmuş öğrenebiliyoruz. Sayı üstünlüğünün çok olduğu yani bizim kahramanlığımıza ihtiyaç olmayan zamanlarda ikinci şık güzel bir zaman kazandırıyor. Tabii ilk başlarda sırf at sürmek için tüm savaşları kendiniz oynamak isteyebilirsiniz, anlıyorum.

Kısaca oynadıkça oynayası geliyor insanın, hatta şuan yazımı burada bitirip tekrar oynamaya başlayacağım itiraf ediyorum. Son olarak oyun Türk yapımcıları tarafından hazırlanmış, bu yüzden bu gurur hepimizin diyenler buyurun siz de oynayın.

Sude Günce Yüksel

1 YORUM

CEVAP VER