GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ÖJENİ  

0
182
views

Bütün Fakültatif Tıpçı’ lara merhaba …

Arkadaşlar bu dergideki ilk yazımda benim çok ilgimi çeken belki daha önce duyduğunuz belki de az önce yazı başlığını okuyup merak ettiğiniz öjeni kavramından bahsedeceğim.

 

     Öjeni (eugenics), Yunanca iyi (eu) ve doğum (genes) anlamına gelen kelimelerden türetilmiştir. Öjeni bilimsel olarak Francis Galton öncülüğünde insan genini iyileştirme, sağlıklı ceninler yetiştirme üzerine oluşmuş bir toplumsal felsefedir.

ojeni

Öjeninin tarihi Platonun Devlet’ine kadar gitmektedir. Platon kitabında insanların üremesinin devletin kontrolünde olması gerektiğini savunmuştur.

     Francis Galton ünlü evrim savunucusu Darwin’ in kuzeni olup onun çalışmalarından etkilenip bu fikirleri ortaya attı. Ancak hayatı boyunca bu çalışmalara Darwin müsaade etmedi çünkü Darwin insanı sadece bir biyolojik varlık olarak görmedi. Darwin’ in ölümü ile birlikte önünde engel kalmayan Galton, Darwin’in oğlu Leonard Darwin’i de yanına alarak başta İngiltere olmak üzere öjeni çalışmalarını başlattı. Başlarda insanın evrimini yine insanın kendisinin yönlendirebileceği fikri o dönem çoğu ileri gelen insanın kafasında bir ışık yanmasına sebep olmuştu. Ancak Galton’un kalıtım ile ilgili yanlış yorumladığı şeyler de vardı. Mesela yeteneklerin de anne ve babadan geçtiğine inanıyordu, tembel ya da fakir bir insanın çocuklarının da bu özelliklere sahip olacağını düşünüyordu. Bu düşüncelerine göre fakir insanları, tembelleri ya da kafası küçük olanları (o dönemde bu ölçümün zekayı gösterdiğine inanılıyordu. )sterilize ederse dünyanın daha üstün olacağına inanıyordu. Arkasına çok sayıda bilim insanını alan Galton İngiltere’de öjeni çalışmalarına doğum kontrolü ile başladı. İlkel yöntemlerle insanların zekası ölçülüp düşük zekalı olanların sterilize edilmesine karar verildi. Böylelikle üstün ırktan gelen insan sayısı artırılıp düşük ırktan gelen insanların tamamen yok edilmesi amaçlandı.

Aslına bakarsanız bu öjeni hareketi Platon ile birlikte eski Yunan şehri Sparta’ da da uygulandı. Yeni doğan çocuklar dönemin ihtiyarları tarafından kontrol edilip sağlıksız olanlar Taygetus Dağ’ına götürülüp ölüme terk edilirdi.

Galton’ un ölümüyle öjeni hareketi  Amerika’ya sıçradı. Bayrağı Charles Davenport devraldı , Rockefeller ve Carnegie Vakıfları’nın maddi desteği ile laboratuvarlar kuruldu. Bütün dünyada konferanslar düzenlenerek öjeni faydalı bir olay gibi lanse edildi.

Bu kadar güçlü maddi destekleyicileri olduktan sonra kimse öjeninin önüne geçemedi ve bütün dünyada tanınan ve hatta azımsanmayacak kadar çok destekleyicisi olan bir vahşet halini aldı. Devlete maddi ve manevi zarar verdiği düşünülen bütün insanlar, insani değerleri  yokmuşçasına yasal olarak ‘sterilizasyona’ tabi tutuldu. (Çünkü devletin iyiliği insanın iyiliğinden daha önemliydi. )  Tabi bu olayların bu kadar normalleşmesinde 1. Dünya Savaşı sonrası sokaklarda dilencilik ve hırsızlıkla geçinen insanların sayısının artması da etkili oldu.

Aile planlaması kavramını ortaya atan Margaret Sanger in ‘zenciler hiç doğmamalı onlara kürtaj müstehaktır. ’ sözünü şaşkınlıkla sizlerle paylaşıyorum şu an ve arkadaşlar bu kadın, bütün dünyaya kadın hakları savunucusu olarak tanıtılmış kendisi aslında öjeni savunucusu bir hemşire…

Amerika ‘da bu olaylar olurken Almanya’da da Ernst Haeckel  saf Alman Irkı’ na ulaşabilme çalışmaları yapıyordu.  Haeckel 1919 yılında ölünce fikirleri Nazilere kaldı ve Hitler iktidara geldikten sonra akıl hastalarını, sakatları, kalıtsal hastalığı olanları toplayıp doktorlara verdiği özel yetkilerle o insanların ölümüne neden oldu. O doktorları düşündüğümde  o zaman ki düşünce yapısına göre belki de iyi bir olaya sebep oldukları için bunun haksız gururunu yasıyorlardır diyorum. Bu doktorların arasında çok meşhur birisi de var ki adı; Josef Mengele… Bu adam ikizler üzerine yapmış olduğu deneyleri ile ünlenmiş bir Nazi dönemi doktoru. Genellikle çocuklar üzerinde insan yaşamının uç noktalarını bulabilmek adına  (insan vücudu en soğuk kaç dereceye kadar dayanabilir ya da iç organlar en fazla ne kadar basınca dayanabilir gibi ) çalışmalar yapmıştır. Bunların yanında Yahudiler üzerinde deneyler yaptığı keza Çingeneler üzerinde de aynı şekilde çeşitli ilaçları denediği ortadayken ve insanlar üzerinde deneyler yapmanın yasak ve etik dışı olduğu düşünüldüğünde bu ‘amca’  Amerika’da hayatının son günlerine kadar çalışmalarına devam etmiştir. Gerçi yargıdan ismini değiştirerek kaçmış, önce Avusturya sonrasında ise Amerika’ya yerleşmiştir. Ayrıca şöyle bir olay da var Almanya’da bu kadar çalışma yaptığı laboratuvarı da az önce bahsettiğim Rockefeller  Vakfı’nın finanse etmesi her şeyin ortada olduğunu gösteriyor bizlere.

2

Başka  bir kaynakta ise İspanya lideri Franco’ nun  bir kasabayı sırf Nazi silahlarının denenmesi amacıyla Almanya’ya ‘hediye’ ettiğini okumuştum ve inan ben de senin kadar şaşırdım.

İngiltere, Amerika,  Almanya,  İspanya bu akıma kendini kaptırdı peki İtalya ne yaptı? Mussolini’ de gayet öjeni taraftarı bir liderdi. 1935 yılında Etiyopya’yı işgal ettiğinde yerli halkı ten renginden dolayı aşağı sınıf ırk olarak görmüş ve ‘zenci’ ırkın beyaz İtalyan Irkı tarafından yönetilmesinin onlar için bir şeref olacağını bildirmiştir.

Peki günümüzde öjeni çalışmaları hala yapılıyor mu diye sorsam ne dersiniz? Ben bu soru ile ilk karşılaştığımda (fakültenin sinema gösteriminde izlediğimiz Gattaca filmi de bu konuyu ele alıyordu ve film sonunda yapılan tartışmada bu soru ile karşılaştım.) tabi ki hayır görülmüyor demiştim ama şimdi bakıyorum da ne kadar yüzeysel düşünmüşüm. Evet arkadaşlar günümüzde de öjeniyi hala görüyoruz. Anne karnındaki doğmamış bebeğe çeşitli genetik testler yapıp sağlıklı olup olmadığını görmemiz ve ulaştığımız bu sonuca göre bebeğin hayatını devam etmesine ya da bitmesine karar vermemiz de aslında bir çeşit öjeni uygulaması değil midir? Bebeğin daha dünyaya gelmeden kalıtsal bir hastalığı olup olmadığını öğrenmek bilimin ve teknolojinin bize sağladığı çok büyük bir nimet ancak bu sonuca göre bebeğin hayatına ebeveyninin karar veriyor olması düşündürücü.

Önümüzde ki yıllarda ise germline mühendisliği ile anne ve babanın çocuklarının hangi göz rengine, saç rengine ya da diğer kalıtsal özelliklerinin nasıl olacağına karar verecek olduğunu bilmemiz o günleri korkarak beklememize neden oluyor. Ya da en azından ben korkarak bekliyorum o günleri demeliyim.

Yirminci yüzyılda çok sayıda öjeni destekçisi olduğunu gördük. Çok sayıda uygulaması yapıldı. Devlete yük olduğu düşünülen bütün insanların ölümüne, kısırlaştırılmasına karar verildi. Tarihte hapishanedeki hükümlülerin toplu ölümlerini gördük sırf devlete yük oldukları düşünüldüğü için. Günümüzde de öjeni ’masum‘bir şekilde uygulanmakta. (ben doğru ya da yanlış diyemiyorum maalesef. ) Dünya’ da insan yaşamaya devam ettikçe de öjeninin örneklerini görmeye devam edeceğimizi düşünüyorum.

                                                                                                 Merve Kübra KIZILKAYA

CEVAP VER