AİDİYET DUYGUSU VE BAĞIMLILIK

0
17
views

Farklı renklerin ilginç bir ahenk oluşturduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ve tabi bazen de kaosa yol açan farklılıklar.. Hepimizin kendisine has bir yaşam deneyimi var. Aynı evde dahi farklı yaşam tecrübelerine sahip olabiliyoruz. Tabi buna son zamanların küresel çaptaki değişimleri de eklenince kuşak çatışmasını da aşıyor yaşadıklarımız. Geçmişin ya da şimdinin bize sunduğu “aidiyet odakları” ise bu değişimlerden bir kaçış belki de.. ideolojik/fikri/dini/ırksal kamplaşmalar, akademi dünyası, arkadaş çevresi, aile, devlet vs.. bir çok aidiyetimiz var. Normal bişey bu.. İnsan sosyal olmaya meyillidir. Ötekiyle temas etmeyen insan yozlaşır. İnsan kendisiyle aynı düşünen ya da düşünmeyen birileriyle iletişim kurmadan yaşayamaz. Bir amaç edinme ihtiyacı belki de.. Sevmek, bağlanmak, koşuşturmak, yardım etmek.. hepsi de ihtiyacımız elbette. Buraya kadar bilinenin tasviriydi söylediklerim.. ve fakat bu bağlılıklar kabul edilebilir olsa da bunların bağımlılık formları için aynı şeyi söyleyemeyiz. İnsanlar bugün aidiyetleri uğruna insani değerleri öteleyebiliyor.. Eylem ortaya koymak gerekirken “ama, fakat, lakin” edebiyatına girişiliyor. Dolayısıyla hiçbir anlamı kalmıyor ‘aidiyet’lerimizin.. Belki bir çocuğun yardım çığlığına kulak vermeyi engellemez aidiyetlerimiz ama bağımlılık seviyesindeyse ve aklımızın önüne gelmişse bağımlılıklarımız o zaman iş değişiyor. O çocuk ölse de ‘ama’lar daha önemli olmakta birileri için.. İnsanlarda cehalet kaynaklı bir özgüven var doğruyu elinde tuttuklarına dair. Bence böyle demek yerine bu böyle diyor insanlar.. Anlamı yok oysa nereye ait olduğunun, işe yaramadıktan sonra.. ‘iyilik bizden çıkmayacaksa hiç çıkmasın’cı ise birisi, anlamsızdır o “biz” dediği şeyin varlığı.. tatmin aracıdır o kadar.. İnsanlık küresel/kollektif bir adalet ve iyiliğin ya da doğrunun peşinde. Farkında veya değil ama böyle.. ve bilmediğimiz daha çok şeyin olduğunu bilmemenin özgüvenini yaşıyoruz. Ben diyorsam doğrucuların egemenliğini.. yahut cehaletin cesaretini.. eleştirinin hakaret olarak algılandığı bir zihin diktasındayız. Hata yapmaya karşı bağışık değiliz oysa.. Mesele nereye ait olursak olalım iyiye yönelmektir.. ve kimden gelirse gelsin desteklemek.. Biryerlere ait olunca diğer yerlerle iletişimi kesmemek.. Şu küçük dünyamızda biraz daha adil ve güzel günler görmek dileğiyle..

Burak CAN

CEVAP VER