GÖKYÜZÜNE DOKUNMAK

0
320
views

Küçük bir çocukken çimlere uzanır gökyüzünde bir noktaya odaklanırdım. O noktadan geçen bulutları tek tek bir şeylere benzetirdim. Geceleriyse odak noktam milyonlarcaydı, bütün yıldızların avcısıydım. Çok parlayanlar, artık sönmeye yakın olanlar… Bir de kayanlar vardı. Dilek tutmaya çalışırdım, aklıma o kadar çok şey gelirdi ki hangisini dilesem diye düşünürken yıldız kaybolur giderdi. Yıldız kaybolurken ben de hayallere dalardım. Sorgulardım sık sık. Yeryüzündeki hiçbir kurala bağlı değildi hatta bir kuralı yoktu gökyüzünün, farklıydı. 

İşte böyle başladı benim gökyüzüne dokunmam. Gökyüzüne dokunmak dediysem bulutlara dokunmak gibi bir şey değil bu. Gökyüzü olmak bir nevi. Sevgili okurlarım gökyüzü nasıl olunur ki? Mesela gökyüzünün yağmuru olup yağabiliriz bu şehirdeki izbe yerlere. Ya da güneş olur doğarız cehalet sokağına. Uzayla karışabiliriz. Sonsuz olana yaklaşırken sonumuzu hatırlarız. Bulut oluruz mesela gölgemize sığınabilir dünyalılar. Gökkuşağının renklerini tattırabiliriz hayatımıza karışanlara. Rüzgarlarımızda denizin kokusunu taşırız doğuştan bozkır olsak bile. Nefes oluruz birilerine en derininden. Ya da özgürlük oluruz çünkü parmaklıkların ardı kadar esir bazılarımız. Ayrıca metasız oluruz yeryüzündeki her şeyin sahiplenilmesine inat. Kimsenin değildir gökyüzü, herkesindir, hepimizindir.

Bu yazıyı okuduktan sonra bir bakın gökyüzüne. Hepimiz aynı yere bakarken farklı şeyler göreceğiz elbette ki. Ama ortak olan bir şey var ki o da zamanın hepimiz için geçiyor oluşu. Yaşadığımız anın telafisi asla yok. Aynı yeryüzünü paylaştığımız şahısların koyduğu kurallardan ötürü bir şeylerden fedakarlık etmek, hayallerimizi ertelemek, kendi hayatımıza geç kalmak çok saçma. Kendi kuralımızı kendimiz belirlememiz gerek. O yüzden gökyüzü olun siz, gökyüzü olmak iyi gelir. Belki aradığımız güç ordadır kim bilir…

Tuğçe ÇAKIR

 

CEVAP VER