TARTIŞMA KÜLTÜRÜMÜZ

1
74
views

Sevgili dostlar öncelikle neden tartışmak gerek bundan bahsetmek istiyorum. Çünkü tartışmanın ne anlama geldiğini ve nasıl tartışıldığını ne yazık ki ülkece bilmiyoruz. Tartışmayı, kendi fikirlerimizi başkalarına kabul ettirmek, bir toplumda bizimde bir sözümüz olduğunu duyurmak, dikkat çekmek, ya da bir kaşık suda boğmak istediğimiz kişiyi alt etmek için bir araç olarak görüyoruz. Oysaki tartışmak, hep birlikte en doğruya ulaşmaktır.

Aslında tartışmak, karşıt görüşlerin kıvılcımından ateş çıkması ve bu ateşin karanlık gezegenimizi aydınlatmasıdır. Kendi zihin dünyamızla ve kendi kelimelerimizle düşünemediğimizde veya bir başkasının “öz” kelimelerine ihtiyaç duyduğumuzda, bize bir sığınaktır tartışmak.

Hâlihazırdaki kelimenin kökü olan tart eylemi zaten bize birçok şeyi anlatıyor. Gelin bu eyleme günümüz dürbünüyle bakalım. Görüyoruz ki bizler düşüncelerimizi tartmadan tartışıyoruz. Tabir caizse kelimenin kırıcılık indisini kendi dimağımızda tartmadan kelimeyi gelişigüzel salıveriyoruz. Gerisini muhatabım düşünsün diye öncesini düşünmeden konuşuyoruz. En son ne zaman düşüncelerime saygı gösterildi ben bunu hatırlamakta güçlük çekiyorum. Acaba bir insana -düşüncelerini kabul etmesekte- sadece insan olduğu için saygı göstermeyi ne zaman öğreneceğiz? Neden bir insanın 20 yıllık doğrularını “saçma” diyerek bu kadar hızlıca küçümsüyoruz. Neden ortaya çıkması için zihinsel bir süreç gereken düşüncelere hakaret ederken zihnimizi kullanmıyoruz? Tekrar ediyorum kabul etmememiz ve beğenmememiz oldukça olağan. Fakat küçümseme ve hakaret modern insanın literatüründe fazlaca olağandışı. Hunharca eleştirdiğimiz bu düşüncenin düşünürüne saygı göstermek hatta daha yücesi fikrine saygı göstermek, entelektüel insan kişiliğinin esas gereksinimidir.

Bir konuyu ölesiye savunmamız için sadece Facebook’ta görmemiz yeterli çoğu zaman. Bu konu hakkında çok bilgimizin olmasına gerek yok, sadece üç beş şeyin kulağımıza çalınmış olması yeterli. Doğrularımız bizim için çok fazla doğru değil mi sevgili dostlar? Bilim dünyasındaki yüzlerce su geçirmez teori bile eleştirilmeye gayet elverişliyken, ne dersiniz dostlar, bizim doğrularımız fazla mı eleştirilmekten uzak?

Tartışırken acaba muhatabımızı dinliyor muyuz? Yoksa zihnimizdeki ardı ardına dizdiğimiz cümleleri söylemek için fırsat mı kolluyoruz? Sahi acaba muhatabımızla aynı şeyleri farklı sözcüklerle mi anlatıyoruz? Bence biraz dikkat ederseniz aslında her iki tarafın da aynı şeyi savunduğunu göreceksiniz. Tartışmada susturmaya çalıştığımız taraf aslında çoğu zaman bizimle bizim düşüncelerimizi tartışır. Bunun farkında olmamamız genellikle konuya değil de tartışmaya odaklanmamızdan kaynaklı. Özellikle tartışmalarda verilen örnekler karşı taraf için oldukça kırıcı olabiliyor. Sizin konuyu daha iyi izah etmek için verdiğiniz bir örnek, alevli bir münakaşanın başlaması için bir kıvılcım olabiliyor. Konu arasında fikrinizi ispatlamak için kullandığınız tanık gösterme vakalarında, söylememeniz gereken birçok sır ağzından adeta dışarıya kayıveriyor. Böylelikle arkadaşlık ilişkilerinin düşmanlık ilişkilerine dönüşünü acı bir şekilde izlemiş oluyoruz.

İdeal bir tartışma için önce muhatabınızı dinleyin. Sonra onun düşüncelerini net bir şekilde anlayın. Daha sonra aynı fikirdeyseniz mümkün oldukça fazlaca kendisini dinleyerek fikir dünyanızı zenginleştirin. Eğer muhatabınızla farklı düşünüyorsanız, muhatabınızla ve fikirleriyle saygı çerçevesinde, eleştirdiğiniz noktaları uygun bir dille katıldığınız noktaları da ilave ederek konuşun. Asla kırıcı olmayın ve unutmayın ki hiçbir konu sizin arkadaşlık ilişkilerinizden daha önemli değil. Özellikle siyasi tartışmalarda karşıdaki kişi vatan haini olarak görülmemeli, ona hakareti ise vatani görev olarak algılamamalıyız. Tartışma alevlenince konu değiştirilmeli bu da mümkün değilse daha fazla kırıcı sözler söylenilmeden ortam nazikçe terk edilmelidir. Bu hususlar aslında hepimizin bildiği fakat pratikte pek fazla aklımıza gelmeyen hususlardı. Hatırlatmak amaçlı bu yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

Taha SEZGİN