ÖLÜME YÜRÜYEN SESSİZLİK

0
17
views

4 Mart 2016 sabahı… Bir asra yaklaşan ömrünün belki de son günlerinde ciğerlerine zar zor çektiği nefese minnettar bir ihtiyar… Birkaç odalı bir evin büyük salonunda yer ayrılmış kendisine. Tepesinde antika bir saat ve karşısında daha moderni… Çanlar çalıyor arada maziden bir hatıra. Elbiseleri kendisi gibi çok eskileri hatırlatıyor. Sadece köyde geçmiş koca bir ömür… Ve şimdi hareketleri biraz daha yavaşlamış olsa da yaşına göre oldukça sağlıklı aslında. Zayıfça bir beden ve ölümün korkusunu belli eden fersiz bakışlar… Yaşamak yorgunluğuna tutulmuş ama yine de tutkun yaşamaya… Gençliğinde köyünün-tarlasının koşturmacasına kapılıp modern imkanların (?) dışında kaldığından sağlıksız beslenmeye imkan bulamamış. Bu yüzden hiçbir fiziki hastalığı yok. Sadece yaşlılıktan ötürü biraz yavaş hareket ediyor. Hafif bir felç geçirdi yakınlarda. Belki de bunama… Sebebi bana da meçhul. Pek de önemli değil kimse için aslında. Sorduğumda net cevaplar veremiyor kimse. Tek yaptığı yemek yemek ve normal ihtiyaçlar işte. Yakında gidecek nasılsa!.. Televizyonu hala anlamıyor. Dizilerde ölenleri gerçek sanıyor. Gıybet ve yalan dışında kurgusal bir dünyası yok yani. Yüzyıllarca tüm insanlık öyleydi belki de. Televizyondan önce sinema ve roman vardı ama o da köyde yok tabi. Akıllı telefon bahsi zaten anlamsız. Bu yüzden anlamıyor olması anormal değil. Bu gariban ihtiyar hastalanıp şehre getirilince ve hatta daha önceden şehir kültürü köyü işgal edince onun için çok normaldi yabancı olmak bu kültüre. Tanrı-melek-şeytan-ahiret gibi şeyler de var ama o bunların kurgu olmadığından çok emin. O yüzden de kurguyu anlamıyor. Ve şimdi kendi ihtiyaçlarını göremediği için şehirde torununun evinde… Bazen de oğlunun… Yatağında yatıyor. Tuvaletin ve mutfağın yolunu biliyor sadece. Bir de kapısını açık bulduğu her odaya girebiliyor tabi. Diğer hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Sağlıklıyken de şuan yaptıklarına sadece birkaç şey ekliyordu. Köyün yollarını katetmek, komşuda oturmak ve çalışmak… Son zamanlarında iken de okumasını bilmediği Kuran’ın her satırına bildiği dualardan okuyarak hatim ederdi kendince. Şimdi geçirdiği felçten sonra onu da yapamıyor. Yatarken ellerini kaldırıyor bazen. Amacı belirsiz… Bazen doğrulup öylece duruyor. Sonra tekrar yatıyor. Kapıdan giren çıkanlara dikkat ediyor. İsimleri bilmiyor. Her gün farklı bir isimdeyiz. Söylediği isimler tanıdığı kişilere ait aslında. Ama kim kimdir bilmiyor. Oğlunu dahi tanımıyor. Sağlığında iken onunla ilgili aklımda kalan şey parayla hatim okuttuğu ve ölümden çok korktuğuydu. Geliniyle arası iyi değildi hala da değil. Gelinine göre hasta değil rol yapıyor 🙂 Bazen gerçekten zihni yerine geliyor gibi oluyor ama iyi olduğu da söylenemez. Oğlu ise ayrı bir tahlil konusu. Bir de yurt dışında yaşayan bir kızı var. Geçen yüzyılın klasik işçi göçlerine maruz. Koca bir ömrün sadece son yıllarına yaptığım kısa bir şahitlikten süzülen satırlar bunlar. Aslında dahası da var ama yeter bu kadar. Kim bilir daha ne hayatlar var görmediğimiz ve de gördüğümüz hayatlarda bilmediğimiz nice gizler var. Şimdi bu biçare ihtiyarın inandığı vahiy kitabından birkaç pasajla bitiriyorum yazımı.

16:70; Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler ömrün en kötü çağına kadar yaşatılacak Şüphesiz ki Allah bilgilidir, kudretlidir.

22:5; Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.

36:68; Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?

30:54; Allah O’dur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.

 

Burak CAN

CEVAP VER