Gece Kızlarını Tanıma Kılavuzu Ya Da “Bizi Siz Delirttiniz”

0
83
views

Gece kızlarına dair bilmemiz gereken en önemli şey çok az su içtikleridir. Kötü beslenir, az uyur ve çok az su içerler çünkü yaşamakla aralarındaki bağ öyle sıkı filan değildir. Peki suyla beslenemeyen saç ve ruh kökleri neyle beslenir? Bir çöl bitkisinin ne kadar derinse kökleri o kadar susuzdur gece kızlarının ruh kökleri. Sahi bir çöl hayvanı günde kaç saat uyur? Bir gece kızı günde birkaç saat uyur ama hep bir uykuda olduğu şüphesiyle zihni bir rüya bulanıklığında dolaşır aramızda.

İnsanlara, biraz kötü insanlara, aslında neden kötü oldukları ile ilgili her zaman bir sebep bulabildiği insanlara karşı bir acıma duygusu ile gece gece bir çöl bitkisini düşünür gibi hangi eski zamanda, hangi tarlanın ortasında kötü olduğumuzu arar durur gece kızları. Hangi kızgın güneşin altındaydın sen kötü olduğunda? Sahi sen kötü olduğunda güneş kaç yaşındaydı? Sen kaç yaşındaydın? Babam kaç yaşındaydı? Bebek miydi babam çocuk muydu? Hasta mıydı? Ateşler içinde miydi? Yanıyor muydu? Korku veren hikâyelerindeki gibi bir yılan beşiğinin ipine mi dolanıyordu? İlk o zaman mı kötü oldun sen? Yoksa siz yorgun, yemek yerken sizi izleyen baykuşa taş attığında mı? Annenin sağır olduğunu unutup ona hiddetle bağırdığında mı? Babanın ölümüne o kadar da üzülmediğinde mi yoksa? Gece kızları hiç bulamaz ne zaman böyle olduğumuzu.

Distiminin pençesindeki kızlar bir sokak hayvanı göğsündeki titremeyle geçirdikleri ömürlerinde bir kez bile önemli olmak istememiştir. Buna rağmen varlıklarını ispata çalışan bu zayıf fakat alaycı mahlûklar ancak böyle bir ispata ihtiyaç duymadıkları zaman var olacaklarından habersiz konuşur, şarkı söyler ve bağırırlar. Birer ip yumağına dolaşmış gövdelerinin yürüyüşü andıran ama esasında sakin bir savruluştan ibaret olan hareketleri hep o yere doğrudur. Bazı tanıdıkları görme ümidiyle gittikleri o yere. Tanıdıklar genellikle görünmezdir.

Gece kızları en çok Kris Kristofferson ve Orhan Gencebay dinlerler. Bazı geceler “gel kızım sarıl bana” diyen şarkıların dizine yatarlar çünkü gece kızları kendi yaralarına dokunamayan hatta onlara bakamayan çocuklar gibidir. İnsanların bu bahsi geçen yaralara her gün nasıl bakabildiklerine inanamazlar. Yine de zaman zaman kendilerini görme alıştırmaları yaparlar. Gözleri şaşı olur burunlarına bakarken, alt dudak bir nebze ama üst dudak hiç göstermez kendini. Ve kulakları ki çoğu zaman kapalıdır insanlara ve biraz aldırmazdır. Bu yüzden suçludur belki ve kendini göstermeyişi de utancındandır. İnsan en çok ellerini mi görür? En çok onlar mı hak eder izlenmeyi? Çünkü en suçlu ve en çirkin eller bile haddinden fazla mı çalışmıştır ve eskimiştir? (Aynalar mı? Aynalar yalnızca büyük bir yanılgının aksini tutar ellerinde)

Bir gece kızı tanımıştım. Birlikte resim yapardık. Uzun zamandan sonra ilk kez görüştüğümüzde bana “uzat ellerini, bakayım değişmiş mi” dedi. Ellerimi masanın üzerine koydum. Bir müddet inceledikten sonra “hayır değişmemiş, hiç değişmemiş” dedi. Yanlış. Ellerim değişmişti.

Bir gece kızı daha tanımıştım. Ömer’in ve Werther’in arkadaşı olduğunu söyleyen bir kız. Ömer, dibinde sarmaşıklarla sarılı taşların olduğu suda dolaşırken o da oradaymış. Ömer’in gece Werther’in akşamüstü yürüyüşlerinde o da oradaymış. İnanmadım tabi. Beyoğlu nere Walhleim nere dedim. “İnsan farklı zamanlarda farklı yerlerde yaşayamaz mı, 200 belki 300 yıl? O çeşme olamaz mıyım Werther’in elini serin taşına koyup soğuk suyunu içtiği o çeşme? Sarmaşık olamaz mıyım Ömer’in… Olamam. Sarmaşık olmaktan çoktan vazgeçtim” dedi.

Bir gece kızı daha tanımıştım ki o gayet aklıselim bir insandı. Uzun uzun izahat vermeyi pek severdi. “Ne birbirimize ‘bırak artık dünyayı’ diyecek kadar büyük acılar çektik ne de hala ‘acaba gerçekten mutlu muydum’ diye sorguladığımız birkaç mesut dakikaya sahip çıkabildik. Dünyayı sevmeyen ama ona hesap sormaktan da çoktan vazgeçmiş insanların gezegeni burası. Eskiden reklamlar kadar mavi ve yeşildi şimdi mutsuz şiirler gibi kahverengi ve gri” derdi. “Annemi” derdi, “annemi çok severim. Onun bu hayatta düştüğü aslında daha çok düşürüldüğü halleri gördükçe yaptığım her şeyi onun için yapma ihtiyacını duyuyorum fakat elimden gelenin gülünçlüğü karşısında eziliyorum. Hayalimde hep kurduğum ve tek istediğim onun tüm hayatını yeniden yazmaya muktedir olmak ama yazılan çoktan yazılmış ve yaşanan çoktan yaşanmış. Yine gülünç oluyorum. Belki başka bir hayatta insan tüm eksik yanlarından kurtulmuş olarak uyanacak ve onu eksik bırakan herkesten.”

Bir gece kızıyla da apartman boşluğunda piknik yapardık ve plastikti bütün sebzelerimiz. Bir kız daha tanımıştım ki çok da emin olamıyorum onu gördüğümden. O da emin olamıyordu gördüklerinden kafasında kaskla çocuk parkında oturmuş çayını yudumlayarak yağmuru izleyen bir maymun gördüğünden beri.

Aslında her şey başka olabilirdi. Gece kızları bir gün kendilerine söylenen güzel sözlerin kitaplardan araklandığını unutup eşleri beyefendilerle kimsenin düşleyemeyeceği kadar huzurlu ve saadetli günlere koşabilirdi. Fakat izin vermediniz. Cem Karaca’yı olduğu gibi onları da siz delirttiniz.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=ytbUzbTEshw]

Gülseren Merve YİĞİT

 

CEVAP VER