DÜNYA

0
144
views

‘’Küresel anlamda barış ya her yerdedir ya da hiçbir yerde.’’

Dünya acıyla uyandı bugün. Üzerinde nefes alan veya artık almayan tüm canlıların acısıyla. Uzun yıllardır zalimlerle mazlumların ilişkisine tanıktı. Tabii bu yıllarda dünya değişti. Yıllar asırlar devrildikçe homo sapiens de modernleşti; teknolojiyle, bilimle tanıştı. Ve tabi ki medeniyetle(!) Homo sapiens medenileşti ama gelin görün ki acıları hep aynı kaldı, aynı şeylerden zulüm gördü.

Livaneli’nin Serenad’ında Struma’nın hikayesine rastladım geçende. Bundan tam seksen yıl önce bir grup yahudi ülke bildikleri topraklardan dinleri yüzünden ayrılmak zorunda kaldı. Struma adında eski bir gemiyle Filistin’e kaçmak istediler. Sonra gemi arızalandı ve Türk sularına demir aldı. Dönemin yöneticileri gemidekilerin salgın hastalık taşıyabileceği gerekçesiyle gemiden yolcuların çıkışına izin vermedi ve gemi karadenize çekildi. Sonrasındaysa rus denizaltıları gemiyi tanımlayamadığı için batırdı. Karadeniz beş yüz insana mezar oldu kısaca. Ve o insanlar aylarca gemide mahsur kaldılar açlıkla, soğukla, hastalıkla mücadele verdiler. Ülkelerini ‘’yaşamak’’ umuduyla terk ettiler ve yine ölümle yüzleştiler.

struma
Struma

Şimdi bugün dünyaya bakın, yine aynı hikayeler aynı acılar var. Afrika’da açlığı yaşıyor insan. Filistin’de dinleri yüzünden öldürülüyor insan. Brüksel’de, İstanbul’da bomba korkusuyla yaşıyor insan.

Hobbes ‘’ İnsan, insanın kurdudur.’’ der. Kendi adıma düşünüyorum bölüşemeyeceğim tek bir şeyim yok. Dönemeyeceğim tek bir sözüm yok. Hatta sahip olduğum her şey  -varlığım dahil olmak üzere- bu dünyada kimsenin canının yanmasına değecek boyutta değil. Ama acılarla uyanıyorum her gün. Hatta acılarla uyanıyoruz her gün. İnsanlık beş para etmediğinden beri, ötekileştirmeyi başarı sayıp unvanlar, etiketler arasında boğulduğumuz günden beri.

Tarih neden tekerrürden öteye gidemiyor peki? Neden asırlardır bu acılara dur diyebilecek bir insan, bir fikir, bir politika ortaya çıkmıyor? Farkında mısınız dünyanın hiçbir yerinde güvenlikten, sükunetten bahsedemiyoruz. Daha iç bükey yaklaşırsam terör bu ülkenin en ciddi problemi. Neden tek bir siyasetçimiz bile terörü oy kaygısından öteye taşımıyor? Bakın taşıyamıyor demiyorum taşımıyor diyorum. Demek ki bu acılar birilerinin pazarlığı, popülerite kaynağı, hırsı…

Ey dünyalı! Artık ölümlerden, çekilen acılardan ders almak zorundasın. Vatan diye kabul ettiğin yeri dünyadan izole edemeyeceğini anlamak zorundasın. Başka ülkedeki açlığın sefaletin ve bilumum sorunun aslında kendi sorunun olduğunu anlamak zorunda olduğun gibi. O zaman bu kanserli zihniyetle mücadele et. Medeniyet istiyorum de, değişim istiyorum de. Yeni bir dünya istediğini yüksek sesle söyle.

Unutma, sen değişirsen dünya değişir.

Tuğçe ÇAKIR

CEVAP VER