Marcel Proust – ALBERTİNE KAYIP

0
89
views

Giderek kararan bir mağarada ışıksız ne kadar ilerleyebilirsin?

Marcel’in Kayıp Zamanın İzinde’ki ışıksız yolculuğu romandaki hizmetli Françoise’in “Mademoiselle Albertine gitti!” cümlesiyle başlar.

Peki ne yapacaktır Marcel Proust? En iyi bildiği işi; ıstırap, gam ve kişi psikolojisinin çöküşünü anlatacaktır.

Romanın ana karakteri ve anlatıcısı dışarıda her ne zaman bir sıkıntıyla karşılaşsa, onu tasalandıracak bir şey yaşasa, duygusuz ve incelikten yoksun kaba insanların acımasızlıklarıyla karşılaşsa sevgilisini anımsarmış, “Zaten ben şu an evimdeyim ve Albertine’in yatak odasında uyuduğunu veya saçlarını taradığını ya da çıplak ayaklarının parkede yarattığı tatlı ayak seslerini duyumsuyorum keyifle, sevinçle!” Bir zamanlar tanışmayı dahi zihninde canlandırması içinde ilkbahara neden olan bu kadının onu beklediğini ve beklerken neler yaptığını düşlermiş.

Giden mi daha çok ölür kalan mı?

Albertine gittiğinde karakterimize ondan sadece yapacakları Venedik yolculuğunun hayalleri, oturma odasında gülüşerek konuştukları şeyler ve boş evin hüznü kalmış.

marc.png

 

Düşündükçe derinleşmiş duyguları. Anılarının saçıldığı evde, Albertine’in kokusu sinmiş eşyalar arasında onun artık sanrı olarak gördüğü Albertine’in hayaleti ona işkence etmeye başlamış. Bu eziyet dayanılamaz boyutlara ulaşmış kimi zaman.

Onu kendisinden mahrum bıraktığı için Albertine’e kızdığı anlar olmuş, onu görmek istememiş hatta kafasından silmeyi bile düşünmüş. Fakat Albertine’den en ufak bir kırıntı taşıyan şeyi hatırlamak onu paramparça etmeye yetermiş ve söylemiş de zaten kendi kendine,

“Bazen benim için bir önemi olmadığını düşündüğüm şey, meğerse benim bütün hayatımmış.”

 

Cem Cemaligil

CEVAP VER