Mutlu Ol Mutlu Kal

0
70
views

Hayat kalitemizi arttıran hislerdir yaşadığımız mutluluklar. Peki, ama ortak bir tanımı var mıdır mutluluğun? Tanım olarak değil ama bazı ortak noktalar mevcut elbette. Bunlardan en popüler üç tanesi: sağlık, para ve sevgi. Biz doyumsuz canlılar içinse değişen tek şey bunların önem sırasıdır.

Herkesin hayatında göğüs gerdiği sorunları var, büyük ya da küçük. Kiminin sağlığı, kiminin parası, kiminin ailesi, kimininse özgürlüğü huzuru yok. Hangisi daha az önemli ki bunlardan? Bu kısasların hepsine aynı anda sahip olan o kadar az insan var ki. Hepimizin bir eksiği var değil mi? Mutsuz olmak için bir sebebi. Belki de kendimizin ürettiği bahanelerdir onlar. Hayatımızda bizi mutlu edecek bir sürü güzelliğe sahipken ve onlar bize ‘’hey, ben buradayım!’’ der gibi göz kırparken, bazı şeyleri cımbızla çekip içimizde büyütüyoruz yok yere.

Mutluluk o kadar garip bir his ki aslında. Elinde olmadığı halde bir başkasına verebileceğin tek şey. Sen hayattan bezmiş bile olsan belki birisi için dünyanın merkezisindir. Yürekleri hep bizler için yanan anne ve babalarımız için mesela. Sırtımızı koşulsuz yaslayabileceğimiz iki muhteşem insan. Mutlu olmak için en büyük sebep belki de onların varlığıdır. Keşke ölümsüz olsalar. Bizi yeniden yeniden büyütebilseler.

Freud’un mutluluk prensibine göre her insan daha mutlu olmak için yaşar. Ne kadar tuhaf,  kolay ulaşılabilir bir amaç olan mutluluğa çok zormuş gibi sürekli ulaşmaya çalışmak. Mutluluğu bugün geri çevirip, ilerde bu hareketimizin bizi daha mutlu edeceğini sanmak. Vazgeçemiyoruz, sürekli ona ulaşmaya çalışıyoruz. Belki de bu yüzden anı kaçırıyoruz. Yukarıda demiştim doyumsuz canlılarız diye. Galiba mutluluğu da diğer güzel şeyler gibi tüketiyoruz farkında olmadan. Dostoyevski demiş ya: ‘Mutlu olmanın 2 yolu var. Ya isteklerini azaltacaksın ya da imkânlarını zorlayacaksın.’ Tabi elimizdekine kanaat edebilmeyi de başararak.

Mutlu veya mutsuz olmak, ikisi de senin elinde aslında. İkisi de o kadar yakın ki, dokunmak için elini uzatman yeterli. Mutlu olmalısın yaşadığın, yaşayacağın ve yaşatacağın güzel günler için. Zaten yaşamak en büyük hak değil mi? Nefes alabilmek, ölmüş bir insanla umudunu yitirmiş insan arasındaki tek fark; hayal kurmaksa umutsuzluğun can düşmanı. Hayal kurup onu gerçekleştirme yoluna baş koyduğun zaman otomatikman hayatındaki her şey anlam kazanacak. Böyle mucizevi bir yetkin varken kullanmamak olur mu? Hayatın stresinden kaçarken sığındığın bir dünya, hayata dayanma kürü. Belki de mutluluğun en basit formülüdür hayal kurmak…

            [youtube https://www.youtube.com/watch?v=Sv6dMFF_yts]

                                                                                                        Esra AÇAR

 

CEVAP VER