TELLTALE

0
44
views

Her sabah sırtımda bir yükle uyanıyorum. Her uyandığım gün için kafamda çeşitli hedefler oluşturuyorum. Tatilin başından beri durum böyle. Fakat maalesef hiçbir zaman planladıklarımı hayata geçiremiyorum. Belki hedefleri çok yüksek koyduğumdan, belki tembellikten. Ama bu yaz sebebi ne olursa olsun verimli bir şey yapmadım. Beni bütün o faydalı faaliyetlerden alıkoyan birçok şey var tabii. Vizyona yeni giren filmler yahut yıllarca önce çekilmiş eski filmler, yeni yayınlanmaya başlamış yalnızca birkaç bölümü olan diziler yahut sezonlarca sürmüş hâlâ daha devam eden diziler ve elbette yeni çıkan oyunlar ya da oynayacak vakit bulamayıp kenarda beklettiğim eski oyunlar. İşte bütün bunlar bir araya gelince koyduğum hedefler ulaşılması çok zor bir hâl alıyor. Sene içinde, özellikle komite haftalarında kazandığım o coşkunca kitap okuyabilme hâlinin zerresi yok şu an üzerimde, acıklı bir durum farkındayım. Fakat en azından vaktimi yararlı olmasa bile eğlenceli şekilde geçirmemi sağlayan birkaç oyundan bahsetmek istiyorum size.

Öncelikle bir oyun firmasından söz edeceğim. “Telltale Games” Adı üzerinde bu firma bize güzel “hikâyeler anlatan” oyunlar yapıyor. Ben bu firmanın ismini duyalı iki üç sene olsa da Telltale şu an 12 yaşında. İlk rastgeldiğim oyunları TalesOfMonkey Island’dı. Oynamamıştım ama oyunun internet üzerinde beğeni gördüğünü hatırlıyorum. Sonra abimin bilgisayarında “Poker Night At TheInventory”yi gördüm. İlk oynadığım Telltale oyunu da o oldu. Basit bir poker oyunu olmasına rağmen yaratılan karakterler ve onlara yazılan repliklerin zekâ ürünü olduğu görülüyordu, mizah dozundaydı, çerez bir oyundu ama kaliteliydi.  Birkaç zaman sonra ise “TheWolfAmongUs”a denk geldim. YGS-LYS hazırlıklarıyla uğraşmam gereken sömestr tatilinde 5 bölümünü iki üç gün içerisinde bitirmiştim. Fables çizgi romanındaki maceralara dayanarak oluşturulan bir oyun olan TheWolfAmong Us gerek karakterleri, gerek seçilen seslendirme sanatçıları (özellikle Adam Harrington), gerekse hikâyesiyle beni gerçekten kendine bağlamıştı. Özellikle bölüm sonlarında biz oyuncuları içinde bıraktıkları o kocaman merak hissi için bile yazarlara haklarını vermek gerekiyor.Yani kısaca Telltale ile asıl tanışmam TWAU ile oldu diyebilirim, sonrasında firmanın diğer oyunlarını da araştırarak TheWalkingDead’e rastladım ve TWAU’taki başarılarını devam ettirdiklerini gördüm. Üstelik TheWalkingDead’de oyuncuya gerçeklik hissini daha iyi verebilmişlerdi bu sefer. Diziyle oyun arasında ortak karakterler görmek de hoşuma giden bir başka ayrıntıydı TWD’e dair. TWAU’taki gizem TWD’de yerini korku ve duygu yoğunluğuna bırakmıştı. İki oyun hikâyeleri bakımından farklı kulvarlarda olsalar da kontrol bakımından fazlasıyla benzerdiler. Zaten aslında Telltale’in yaptıklarını oyundan ziyade interaktif film olarak nitelendirebiliriz. Hikâye akarken yapılan seçimlerin ileride oyuncunun lehine veya aleyhine olma ihtimali, oyuncunun oyunun içindeki varlığının somutlaşması, kişinin oluşturulmuş bir hikâyeyi oynamaktansa -bir nebze- kendi yolunu çiziyor olması, oyunlardaki bütün konuşmaların ve yapılacak seçimlerin ehemmiyetini artırıyor. Bilgisayar oyunlarında hikâyenin güzelliği, sürükleyiciliği, anlatım tarzı benim için her zaman grafiklerden, oynanış dinamiklerinden, sesten daha önemli olduğu için de Telltale’in oyunları her zaman favorilerim arasında olacak gibi görünüyor.

En son 2015 sonbaharında Telltale’in Game of Thrones’unu oynadım. Hikâye açısından gayet başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitapta veya dizide olmayan fakat Westeros’a yakışan, oturaklı bir kuzeyli hanedanı oluşturmayı başarmış oyunun yazarları. Eğer GoT izleyenleri Stark Hanedanı’na benzeyen bir başka ailenin akıbetini görmek isterlerse yahut kalpleri buna dayanabilirse, Game of Thrones TelltaleGames Series’i de şiddetle tavsiye ediyorum.

Firmanın son oyunu 2 Ağustos’ta çıkan BatmanTheTelltale Series. Henüz oynamamış olsam da ön siparişle almıştım.  Şimdi sırada bekleyen oyunların arasına o da eklenmiş oldu. Bu da demek oluyor ki geri kalan tatilim de pek verimli geçmeyecek. Yine filmlerin, dizilerin ve oyunların başından kalkamayacakmışım gibi görünüyor. Yine de güzel bir tatil için kendimize biraz müsamahalı olmalıyız galiba. Herkese verimli olduğu kadar eğlenceli tatiller. 🙂

Ayşenur ÖZARSLAN

CEVAP VER