Yarım kalan rüyanın beklenmedik bir gecede devam edişinin adı: YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLE

0
85
views

“Yürek parçalanırken nasıl bir ses çıkartır? Suya batırılan bir sügerin sesini mi,yoksa yağmurda ıslanarak sönen havai fişeğin ıslığını mı?”

Susanna Tamaro’yu ve Yüreğinin Götürdüğü Yere Git eserini okumayan, hiç değilse duymayan yoktur sanırım. Hiç şüphesiz ki okumaya başladığınız andan itibaren bir noktadan sonra başlangıçta kitap okuma eylemi olarak başladığınız bu serüven, kendinizi tam da Ilaria’nın kader çemberinin ortasında bulmakla son bulacaktır.

Evet, tüm olan biteni kızının zamansız olarak toprağa verdikten sonra babasını kendisinin dahi tanımadığı torununa bakmaya adayan büyükannenin mektuplarından dinledik. Peki ya sonra?

İtiraf etmeliyim ki Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, benim için rüya gibi bir kitap olmuştur. Onu her okuduğumda içim hep aynı hüznü taşıdığımı fark etmemden kaynaklanıyor olsa gerek, bende tekrar tekrar okuma isteği uyandırmıştır. Ta ki kütüphane rafları arasında amaçsızca dolaşırken “Yüreğimin Sesini Dinle” ile karşılaşıp, kapağın sağ alt köşesinde “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’in devamı” yazısını görene kadar. Daha okumaya başlamadan, o çok sevdiğim, bir daha görmek istediğim, sonu olan ama bir o kadar da eksik kalan rüyayı başka bir sonbahar gecesinde görmüş kadar mutlu oldum. Susanna Tamaro severleri uyarmalıyım ki bu kitabı okuduktan sonra sonsuz bir çıkmaza girecek, ve uzun sürece bu iki kitap arasında gidip geleceksiniz.

İki kitabın yazım tekniği olarak ortak noktaları mektuplar halinde yazılmış olmaları. Nitekim biri bir gün sahibini bulacakken, diğeri hayatına giren herkesi kaybeden, hayatının en güzel yıllarına bir başına kalmış bir genç kızın iç çekişlerinden ileri gidemeyecek.

“… acı aşırıya kaçtığında ayakta kalabilmek için biraz ölmek gerekiyordu.” Okumayı düşünüyorsanız hayatınızı değiştirecek bu can alıcı cümlelere şimdiden hazırlıklı olmalısınız.

Bilirsiniz, bizim kültürümüzde biri öldüğü zaman ardı arkası kesilmeyen ağıtlar, yaslar, gözyaşları, yakarışlar ve nice kasvet dolu ritüeller birbirini izler. Bu kitapta en çok şaşırdığım nokta, nasıl olur da anlatıcının hayatında tam olarak sahip olduğu herkesi kaybedip, bu kadar metanetli kalabildiğidir. Eğer gerçekten karşılaştığınız en küçük bir olayda “neden her şey benim başıma geliyor?” diye hayıflanıyorsanız dönün ve anlatıcının akıl almaz kayıplarına bir bakın. Eminim yaşadığınız hiçbir kötü olay varlığından daha birkaç ay önce haberdar olduğunuz babanızın gelen bir telefonla bir trafik kazasında öldüğünü, teşhis için çağrıldığınızda da cebinde sizin için yazılmış bir mektup bulmanız kadar sizi yarım bırakmayacaktır.

“Hâlâ senin yokluğunla ilgili bir keder duyamıyordum. Odalar boştu, sona ermiş bir tiyatro oyununun sonundaki sahne gibi sessizliğe gömülmüştü, artık ne ayak ne öksürük sesi vardı.

Yas tutması gereken yanım zamanından önce bitkin düşmüştü, senin o çok hızlı çöküşünün şiddeti ve çaresizliği yaratmıştı bunu; ölümünü bir tür rahatlamayla karşılamıştım: Nihayet acı çekmekten kurtulmuştun.” Belki de okuyucuyu ve beni bu kitaba bağlayan bu soğuk ve ani dürüstlüktü. Hayatınız boyunca daha çocuk yaşta ölen anneniz dışında tanıdığınız tek aile bireyinizin ölümünden sonra hanginiz bu kadar objektif kalabilirsiniz?

Kendimi tutamayıp kitapla ve olay akışıyla ilgili daha fazla ipucu verip yeni okuyucuların hevesini kaçırmamak adına yazımı burada son birkaç alıntıyla noktalıyorum. Bir süreliğine kendi dünyanızdan tamamen soyutlanıp başka birinin hayatını hissetmek isterseniz, bu kitap sizin için biçilmiş bir kaftan.

“- İşte böyledir.. Açık yüreklilik geni genellikle bir kusurun taşıyıcısıdır.
+Hangi kusurun?
-Kendini yok etmenin. ”

“Kazıyınca alttan hep aynı şey çıkıyordu: kadın aşık olur ve hayal kurarken, erkek eğlenir ve oyun oynar.”

“.., seninle tüttürdüğümüz barış çubuğunun dumanına sarmalanmış olarak vedalaşacağız.”

“Çöldeki otobüs durağına oturmuş, otobüs bekleyen ama bu hattın yıllardan beri iptal edildiğini bilmeyen bir yolcu gibiydi.”

Ayşe Ceren

Dipnot: kitabı pdf halinde okumak isteyenler için link: https://yadi.sk/i/T0q4Pu4akPYhG

CEVAP VER