29 Ekim’i Anlamak için 28 Ekim’i Anlamak Gerekiyor

0
93
views

Eğer 28 Ekim 1923 günü Türkiye’sinde yaşıyor olsaydık, şunlara tanıklık edebilirdik: 11 milyonu köylerde ve 2 milyonu şehirlerde meskun olmak üzere 13 milyonluk bir ülke. Nüfusun neredeyse yarısı trahom, sıtma, verem, tifüs ve frengi gibi hastalıklardan muzdarip. Her doğan iki bebekten biri ölüyor. Uzun yıllardır süren savaşlardan dolayı engelli kalanlar da var. Ortalama ömür süresi: 40 sene. Durumu düzeltebilecek doktor sayısı 337, ebe sayısı 136 ve sağlık memuru sayısı 434.

Nüfusun büyük çoğunluğu, savaş ve hastalık gibi felaketlerle boğuştuğundan dolayı toprağı işleyemiyor. Ayçiçeği üretimi yok, şeker üretimi yok. İstanbul ve bazı büyük şehirlerimizde Rus ve Amerikan buğdayı kullanılıyor. Tarımın yapılmaya çalışıldığı yerlerde de traktör/biçerdöver gibi teknolojik imkanlar yok, karasaban var. Bir de ağalık düzeni gibi Orta Çağ’dan kalma unsurlar var. İnsanlar gibi hayvanlarda hasta. Hayvancılığın durumu da içler acısı.

Yeraltının durumu da yer üstünden farklı değil. Orada da durumumuz fena. “Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri nelerdir?” diye soracak olsak, adamakıllı cevap verecek kimse yok. Yer altı varlığımızdan habersiziz. Haberdar olduğumuz yeraltı zenginlikleri de bize ait değil, yabancıların elinde. Bize ait olmayan diğer şeyler de şunlar; limanlar ve demir yolları. O demir yolları ki yaklaşık 4000 km kadar ve Falih Rıfkı Atay’ın yazdığına göre söğüt hatta çalı çırpı ile yürütülmeye çalışılıyor. Demir yolunun ana hatları İstanbul-Ankara ve İstanbul-Pozantı arasında. Ülkenin geri kalanı şoseden bozma kara yolları ile birbirine bağlanmış.

Ülkenin elektrifikasyonu sağlanamadığından büyük ölçekli sanayi de oluşmamış durumda. 10’dan fazla işçi çalıştıran kurum sayısı sadece ve sadece 280. 1921 rakamlarına göre 33.085 iş yeri ve burada çalışan 76.216 işçi var.

Kapitülasyon ve dış borçlar önemli bir sorun. Kapitülasyonlar denince aklımıza sadece ekonomik imtiyazlar gelmesin. Adli kapitülasyonlar da var. Adli kapitülasyonların nasıl büyük bir bela olduğunu anlamak için şu örnek yeterli olur sanırım. 2. Abdulhamid’e Yıldız Suikastı’nı tertipleyen ve 26 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebep olan Belçika vatandaşı Edward Joris, mahkememizce idama mahkum edilmesine rağmen Belçika ile imzaladığımız “Kapitülasyon Anlaşması” gereği iade edilmişti. “Bu bir devletin egemenliğinin ihlalidir!” bile diyemiyorduk.

Kadınların sosyal ve ekonomik hayatta yer edinmesi çok zor. Kanun önünde eşitlikleri yok.

Bütün Türkiye genelinde sadece 1764 okul ve bu okullarda görevli 3061 öğretmen var. Liselerimize kayıtlı kız öğrenci sayısı: 230. Okur yazar oranı %5. Okur yazarların büyük çoğunluğu erkekler, askerler veya gayrimüslim nüfus.

29 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilan edildiği güne böylesi bir ortamda girdik. Bunları kendimizi kara çalmak için yazmıyorum. Tarihe dönüp hakaretler saydırmak anlamsızdır. Tarih bizim ibret sahamızdır. Bilelim ve ders alalım diye yazıyorum.

10-yil-nutkunu-okurken-ataturk

Eğer şöyle sorarsanız, “Cumhuriyetin bütün bunlarla ne alakası var? Cumhuriyetin ilan edildiği anda bütün ızdıraplarımız dindi mi? Bahse konu bütün kötülüklerin kaynağı cumhuriyetin olmayışı mıydı?”, bende hatırlatırım ki:

Cumhuriyet, imkân demektir. Cumhuriyet, yalnızca adıyla bile birey özgürlüğünü aşılayan sihirli bir aşıdır. Görülecektir ki, cumhuriyet imkânları olan her memleket, özgürlük davasında er geç başarılı olacaktır. Cumhuriyet, kendisine bağlı olanları en ileri aşamalara götüren imkânları verir. Bağımsızlık ve özgürlüğüne sahip olan milletler, ilerleme yolunda imkânlara sahip demektirler. O halde cumhuriyet, her alanda ilerlemenin de en belirgin teminatıdır. Cumhuriyeti bu anlamıyla ve bu kapsamıyla anlamak gerekir. (Atatürk’ten B.H., s.45)”

Ayrıca Prof. Dr. Aziz Sancar’ın bir demeci bu konuda çok aydınlatıcıdır:Nobel, Cumhuriyet ve Atatürk sayesinde kazanıldı.

Milletimiz için cumhuriyetin anlamı bir ruh, bir dinamizm ve bir heyecandır. Her alanda bilimin rehber alındığı; refaha, özgürlüğe, güvene ve mutluluğa koşulan bir yoldur. Bitmemiş, tamamlanmamış bir projedir. Geleceğin bizlere bir emanetidir. Büyük acıların, ızdırapların kutlu bir neticesidir.

Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Emrah İlkay VARINCA

29 Ekim 2016

CEVAP VER