Pazar Pasajı: Malina-Ingeborg Bachmann

0
44
views

Zaman: Bugün

Yer: Viyana

Yalnızca zamanı belirtirken uzun uzun düşünmek zorunda kaldım, çünkü insanların her gün ‘bugün’ demelerine, dahası demek zorunda olmalarına karşın, benim için ‘bugün’ diyebilmek neredeyse imkânsız; örneğin insanlar bana –yarın bir yana- bugün ne yapmak istediklerini bile anlattıklarında, çoğunlukla sanıldığının aksine, dalgın bakmaya değil, ne yapacağımı bilemediğimden, çok dikkatli bakmaya başlıyorum; ‘bugün’ ile aramda işte bu denli umutsuz bir ilişki var: Çünkü bu Bugün’ü ancak delicesine bir korkuyla ve koşarcasına yaşayabiliyorum, Bugün olup bitenler üzerine ancak böyle bir korkunun pençelerinde yazabiliyor ya da konuşabiliyorum; çünkü Bugün üzerine yazılanları hemen yok etmek gerekir; tıpkı bugün yazılmış ve yerine hiçbir Bugün’de varamayacak mektupların, bu nedenden ötürü yırtılması, buruşturulması, bitirilmemesi, yollanmaması gibi.

Burada ‘bugün’le neyin anlatılmak istendiğini en iyi bilen, hayatında bir kez olsun ölesiye yalvaran bir mektup yazmış, ama sonradan onu yırtıp atmış olan insandır. Ve şu yazısı neredeyse hiç okunmayan pusulalar, hiç kimsenin yabancısı değildir: ‘Gelin, eğer mümkünse, eğer isterseniz, eğer sizden böyle bir şey istemeye hakkım varsa! Saat beşte Café Lanstmann’da olun!’ Ya da şu telgraflar: ‘Lütfen bana hemen telefon et stop hemen bugün.’ Veya: ‘bugün imkânsız.’

Çünkü Bugün sözcüğünü kullanma hakkının aslında yalnızca kendini öldürmek isteyenlere ait olması gerekir; onların dışındakiler için bu sözcük kesinlikle hiçbir anlam taşımaz; onların dışında kalanlar için ‘bugün’ öyle herhangi bir günü, yani bugünü gösteren bir sözcükten başka bir şey değildir; bugün bilirler ki yine sekiz saat çalışmak zorundadırlar ya da izin alacaklardır, birkaç yere uğrayacaklardır, almaları gereken şeyler vardır, bir sabah, bir de akşam gazetesi okuyacaklardır, bir kahve içeceklerdir, unuttukları bir şey olacaktır, biriyle sözleşmişlerdir, birine telefon edeceklerdir; yani bir şeylerin yaşanacağı, ya da daha iyi deyişle, öyle pek de kayda değer şeylerin yaşanmayacağı bir gün.

Buna karşılık ben ‘bugün’ dediğimde nefes alışım hemen düzensizleşiyor, bunu şimdi artık elektrokardiyogramla da saptanabilen çarpıntı izliyor; gerçi bütün bunlara yol açan şeyin benim Bugün’üm olduğu, her defasında yeni, ezici bir Bugün’ün olduğu aygıtın kayıtlarından anlaşılmıyor; ama aksaklığın var olduğunu tıp uzmanlarının o eskimiş kodeksleri doğrultusunda kanıtlayabilirim; bu, korku krizinden önce gelen, beni bu krize hazırlayan, açılacak yaraların yerini üzerimde önceden belirleyen bir aksaklık; işin uzmanlarına göre, işlevini bugün de koruyan bir olgu. Bana gelince, benim açımdan çok heyecanlandırıcı, alabildiğine ölçüsüz ve sarsıcı nitelikteki şeyin ‘bugün’ olmasından korkuyorum ve bu patolojik heyecan ortamı, benim için son ana değin ‘bugün’ kalacak.

Bu metin Ingeborg Bachmann’ın YKY’den çıkan Malina adlı kitabından alınmıştır.

Hazırlayan: Gülseren Merve Yiğit

CEVAP VER