Oryantalizm Üzerine

0
333
views

Oryantalizm, Doğu toplumlarının ve bu toplumların kültürlerinin Batı merkezli ele alınması ve incelenmesidir. Oryantalizm algısı Doğu toplumlarının düşüncesinde çok da müspet bir zemine oturmaz. Bu algının oluşmasında bazı oryantalistlerin bilgi birikimlerini Doğu’da “mikserlik, ajanlık, casusluk” yapmak amacıyla kullanmaları etkili olmuştur. Örneğin Lawrence; İngiliz ordusunda albaylık rütbesine kadar yükselmiş ve bazı Arap kabilelerinin isyanına zemin hazırlamış gayet iyi yetişmiş bir oryantalisttir. Yine bu işi yapanlardan bazılarında sırf Doğu’yu aşağılama ve Batı merkezli Dünya ideolojilerine kültürel ve bilimsel bir arka plan hazırlama maksadı güdenler de olmuştur. Doğu’yu; tembellik, erotizm, şiddet, sefahat ve saltanat kavramlarına hapseden toptancı yaklaşımları da bazı eserlerde görebiliyoruz. Binlerce yıllık Doğu kültür ve medeniyetini tam anlamıyla tanımadan yargılamaya kalkışan bu meş’um oryantalistlerin bilimsel metodoloji açısından asla affedilmeyecek bir hataları da; sadece romantik/ideolojik bir algıya sahip olmaları değil aynı zamanda bu işi sırf “ekmek parası” için yapmış olmalarıdır. Yani çalışmalarında bilimsellik kaygısıyla değil, ticaret kaygısıyla hareket etmişlerdir. Doğulu toplumların zihninde oryantalizmin kötü algılanmasına neden olan bazı ressamların eserlerinden örnekler sunmak istiyorum.

oryantalizm

1-Ingres’in Büyük Odalık adlı tablosu:

Ingres, Osmanlı Sarayı’nda “odalık kızları”nı anlatıyor. Ingres hayatı boyunca bırakın Osmanlı Sarayı’nı, Osmanlı topraklarını dahi görmemiştir. Zaten olanı değil, olduğunu sandığını resmetmiş.

oo

2-Delacroix’in Sardanapalus’un Ölümü” Tablosu:

Bence bu resim daha önemli, zira burada şunu görüyoruz; maksatlı yapılan oryantalizm sadece Türk ve Müslüman kimliğine değil aynı zaman da daha eski Doğululara karşı da tavır almış durumda. Bu tablo Doğu-Batı’nın kadim mücadelesini ele veriyor. Asurlular’ın son kralı Sardanapalus’un; tembellik, keyif ve lüks içerisinde yaşamının sona ermesi anlatılmış.

Bütün bunlardan sonra şunu da söylemek gerekir: Asla, bütün oryantalistler bir kefeye konamaz. Bizler pirincin içinde taş var diye pirinç yemekten nasıl ki vazgeçmiyorsak; oryantalizmin ürettiği olağanüstü bilgi hazinesine de birkaç 3.sınıf bilim adamı,sanatçı(!) dolayısıyla da duyarsız ve ilgisiz kalmamalıyız.

Oryantalistlerin çoğu, Doğu’ya duyduğu derin saygı ve merak neticesinde araştırmalar yapmışlardır. Hatta öyle sağlam eserler ortaya koymuşlardır ki; eserlerine ve o eserleri vücuda getiren müessirlere minnet borcumuz vardır. Örneğin; Tarihte ilk kez, “Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü”, Armin Vambrey tarafından yazılmıştır. Bu çalışma Türkoloji’nin kuruluş aşamasında çok önemli bir yere oturur. Türklerin en önemli tarihi kayıtlarından Orhun Abideleri’nin okunması da Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Tarihi alanında çalışan Hammer örneği çok daha etkileyicidir. Hammer o kadar bizden biri olmuştur ki mezar taşını İstanbul’da Osmanlı usulü yaptırmıştır. Arap alfabesiyle yazılmış mezar taşındaki ifadeler şöyledir: “Hüvel baki… Rahman olan Allah’ın merhametine sığınmış üç dil mütercimi müverrih Yusuf bin Hammer”. Kendisi Katoliktir ve Katolik mezarlığında yatar. Mezar taşında “Haç İşareti” bile bulamazsınız.

eee

Bütün bu örneklere ek olarak; Goethe, Hafız’ın Divanı’ndan etkilenip Doğu-Batı Divanı’nı yazmıştır. Oryantalist dediğimiz insanların hemen hemen tamamı Nasıralı* İsa’ya, yani bir Doğuluya, iman etmişlerdir.  Kramer “Tarih Sümer’de Başlar” adlı kitabıyla Sümerleri  Dünya’ya tanıtmıştır. İbn-i Tufeyl ve İb-i Sina’nın yazdığı Hayy Bin Yeksan, Daniel Defoe’nin elinde Robinson Cruseo olmuştur. Bizden de oryantalizm çalışmaları yürüten isimler vardır: Prof. Dr. Fuat Sezgin, Prof. Dr. Gönül Tekin gibi.

Emeğini, bilgisini insanlıktan yana kullanan Oryantalizm çok çalışıp büyük işler başarmıştır. Doğu-Batı medeniyetlerinin buluşmasını sağlamıştır. Bu tür art niyet taşımayan her türlü çalışmalara destek olmalıyız, okumalıyız, öğrenmeliyiz. Biz,Tıp Fakültesi öğrencileri, sosyal bilimci değiliz belki ama bizi biz yapan bu topraklara borcumuz var. En azından kendi adıma bu borcu üstleniyorum.

Bence bu işi bir de Kanadalı Türk Müziği Santçısı Brenna MacCrimmon’a soralım:

Brenna MacCrimmon-Yağmur Yağar Taş Üstüne

https://www.youtube.com/watch?v=yIHLVqWfoIY

Emrah İlkay Varınca

*Nasıra: Filistin topraklarında tarihi bir kasaba

Resimler: sanatabasla.blogspot.com.tr’den alındı.

Fotoğraf: www.dunyabulteni.net‘den alındı.

CEVAP VER