Hayatın En Gerçek Tarafı

0
61
views

Ölümün yanında hayatın sessizliği ve de kifayetsizliği.. Ne çok kavgamız var oysaki bizi her sabah bekleyen. Kimi zaman akademik kaygılar, kimi zaman başkalarıyla ilişkiler, beklentiler,  hüzünler, sevinçler, sevgiler, hırslar, ihtiraslar, kıskançlıklar, çabalar, başarılar, kazanışlar, kaybedişler.. Ne de boş, anlamsız her biri ölümün yanında. Anlamsızlığın yanında daha da beter bir duygu var ölümün getirdiği: Pişmanlık. Çoğu zaman hayat meşgalemiz gittiğinde ne kadar önemli bir yerde olduğunu geç de olsa idrak edeceğimiz insanların varlıklarından dahi bihaber bırakıveriyor bizi. Onların duygularını, beklentilerini, arzularını, gözümüzün en içine bakışlarını görmeye algımız yetmiyor taa ki onların alışık olduğumuz varlığı bizi terk edene, ıssız ve soğuk bir sessizlikle baş başa bırakana dek. Sonrası yanmaktan, yıkılmaktan ibaret. Gönlünü tek kelimeyle, bir saniyeyle kırdığımız insanların hüznünü, daha da beteri pişmanlığını her andıkça çekme zamanıdır sonrası. Sahi biz neden hep kaybetmek zorundayız yanlışımızı anlamayabilmek ya da sahip olduklarımızın kıymetini bilmek için? Kim bilir belki de bu durumun en büyük etkeni kendi gürültümüzde başkalarını az, yanlış ya da önyargılarımızla filtreleyerek duyuşumuzdur.

Zehra EFE

CEVAP VER