TÜKEN(ME)MİŞLİK SENDROMU

0
178
views

Gözlerimi yine karanlığa doğru araladım. Yarım saati aşamadığım uyku seanslarımın birinin daha sonundaydım. Evet, uykunun bile seni terk ettiği zamanlar vardır. Peki, herkesin, binlercesini gördüğü rüyalar bana ne zaman küsmüştü? Her şey tükenmişse bu satırlar neden??

Gece ilerlemiş olmalıydı. Kolumu yavaşça yorgandan çıkardım. Hava iyice soğumuştu. Yorgandan ayrılmaya cesaretim yoktu ama yatakta dönmeye de daha fazla tahammülüm kalmamıştı. Gözlerimin kapanabilmesini sağlayacak tek bir uyku damlasının gelmeyeceği aşikardı. Pencereden içeri sızan sokak lambası ışığından cesaret alarak yorgana iyice sarıldım ve ayaklarımı soğuk zeminle buluşturdum.

Pencere çok uzakta değildi, sadece birkaç adım. Kapkara gökyüzü, lapa lapa yağan kar taneleriyle aydınlanıyordu. Benim için dünya üzerinde yaratılmış en güzel manzaradır kar… Camı açıp biraz kar almak için elim pencere koluna uzansa da, karşılaşacağım soğuk esintiden beni biraz beklemesini fısıldadım. Öylece izlemeye başladım kuru, incecik dalların üzerinde biriken kar tanelerini. Görebildiğim en yüksekteki kar tanesinin yere değinceye kadarki  ahenkle salınışı, boşlukta yaşadığını söyleyen bana, özel olarak gönderilen bir mesajdı.

Hani uğraşsan bile hiçbir şey düşünemediğin zamanlar olur ya, tam o noktadaydım işte. Etrafta, gelip beni o boşluktan çıkarabilecek tek bir tıkırtı bile yoktu. Öylece bekledim bende. Kalbimin sesinden başka bir şey duymuyordum. Uzakta, çok uzakta yavaş yavaş ilerleyen arabaların, yanıp sönüyormuş gibi görünen farları beni çıkarabilecek gibi durmuyordu. Tekrar gökyüzüne çevirdim gözlerimi. Kar yavaşlamış, bulutlar seyrekleşmiş, yıldızlar görünmeye başlamıştı. Yakın sandığım bulutlar kadar uzaktım kendime ve hala bir ses yoktu…

resim2

Karanlık, yavaşça yerini ufak aydınlıklara bırakıyordu. Ne kadar öylece durup dışarı baktığımı bilmiyordum. Çok beklemiş olmalıyım ki, sonunda beni bulunduğum boşluktan çıkaran ufak pati seslerini, aralanan kapı sesi izledi. Gelen Liri, bizim tatlı kedimiz. Yanıma, pencere kenarına tırmanırken üzerimdeki yorgan kayarak yere düştü. Beraber sessizce günün aydınlanmasını izledik. Hareket etsem bile ilerleyemediğim, sadece çırpınıp durduğum bu boşluktaki düşme hissi kadar tezattı; gece ve gündüz arasındaki ben. Güneşin yavaşça sıcaklığını hissettirmesiyle o nahoş boşluk aleminden sıyrılmaya başladım her zamanki gibi. Sabah dışarı çıktığımda yine kendime bunu yaptığım için kızacaktım. Yavaşça Liri’nin tüylerini okşuyordum. Gecelere dair tek sırdaşımdı o. Başka kimseye bu düşünce kafesimden bahsetmemiştim. Ama her zaman, geceleri düşüncelerden korunduğum, bu kafesin anahtarını, gün aydınlanırken bulamamaktan korkuyorum.

resim3

Hava iyice aydınlanmıştı. Yeni gün ışıkları hayat enerjimi doldururken, bembeyaz gök yüzünde siyah bir nokta misali giderek yaklaşan kargaya takıldı gözüm. Bu şehrin kargaları gerçekten tavuk kadar diye düşünmeden edemedim. Önce karşı apartmanın bahçesinde kuşlar için bırakılan yemlerle kahvaltısını yaptı, sonra da karla kaplı dalların birinde güzel bir yer edinip o güzel sesiyle! Bağırmaya başladı. Sessizliği yaran tek ses çok uzaklardan, hayatını sürdürmek için buralara gelip karnını doyuran kargaya aitti. Evet, bu dünyada hiç bir şey boş değildir. Bizi hayata bağlayan umutlarımızı kendimiz bulmalıyız. Gerekirse bu karga gibi kilometrelerce ötelerde de arayabilmeliyiz. Ölene kadar hiçbir şey tükenmiş değildir.

Kargaya bakıp tebessüm ederken evde birilerinin daha uyandığının kanıtı sesler yükseliyordu. Yerde duran yorganı yatağa bıraktığım sırada alarmım çalmaya başladı. Saat 6.56’ydı. 4 dakikalık tek erteleme hakkımdan vazgeçip alarmı kapattım ve hazırlanmaya başladım. Bembeyaz bir gün beni bekliyordu ve bu gün, o uzun zamandır ertelediğim hedeflerime geri dönme günüydü.

Siz de dışarıdaki bembeyaz karı hayatınızdaki yeni sayfa olarak görün ve bu gün, yeni bir hedef edinin. Rahat bir nefes almak istiyorsanız tertemiz atmosfere ihtiyacınız var. Gazı tükenmiş bir boşluğa değil…

ELHAM MİNE İŞ

İNG. TIP DÖNEM 4

CEVAP VER