Bir Sistemin Doğuşu: Diyalektiğin Tarihi

0
419
views

Bir Sistemin Doğuşu: Diyalektiğin Tarihi

İnsanoğlu var olduğundan bu yana üzerinde yaşadığı tabiatın devinimsel halini anlamaya çalışmıştır. Her günün bir gece ile sonlandığı, her mevsimin kendisinin tam da karşıtı olan diğer bir mevsimi takip ettiği, daimî olarak bir değişim ve dönüşüm içindeki doğaya ve insana dair açıklama getirilmeye çalışılmıştır. Uzun ve sık gözlemler sonucu insanlar hayatta ne doğrunun yanlışa, ne de kötülüğün iyiliğe üstünlük sağladığını gözlemleyebilmişlerdir. Galip taraf sürekli değişmiştir. Mutlakiyetini koruyan tek töz Değişim olmuştur. Bu önerme zıtlıkların birbirinin tamamladığı, zorunlu olarak bir arada bulunduğu İkicil bakışı doğurmuştur. Klasik Çin felsefesinin çıkış noktası bu ikicil bakış daha sonra bir medeniyetin bin yıllar boyunca, rejim değişikliği yaşasa bile, ülke düsturunun omurgasını oluşturacaktır.

masketiyatro

Çin tarihinden de eski olup insanın evrendeki yerini anlamaya yönelik ilk teorilerden olan Yin-Yang evrendeki zıt kutupların -iyilik-kötülük,erillik-dişilik,soğuk-sıcak vb.- arasındaki gerilimden dolayı var olduğumuzu savunur. Düşün tarihini derinden etkileyen öğreti  Yin-Yang daha sonra erdem ve felsefe üzerine yazılan ilk eser Değişimlerin Kitabı: I Ching  ve Tao Te Ching: Yol ve Erdemin Kitabı‘nın esasını oluşturuyor.

yin-yang_30938

Varoluşu ve evrenin işleyişini anlamaya yönelik sorular belli bir coğrafyaya bağlı kalmamıştır. Farklı bölgelerde ve dönemlerde ortaya çıkmış bazı “üst insanlar”  tarih boyunca bilginin, varoluşun kaynağını aramaya koyuldular. Bazen ideoloji ve öğretiler arasında organik bir bağ olmuş birbirinden beslenerek ve etkilenerek ilerlemişlerdir. Bazen ise farklı topraklarda iki düşünür aynı kapıya çıkmışlardır.

İran’da Zerdüşt’ün hakikât arayışı buna bir örnek. Tam olarak elimizde kesin bir kaynak olmasa da Zerdüşt’ün yaşadığı yıllar Avesta’nın gatalarından çıkardığımız üzere M.Ö 1400-1200 olduğu düşünülmektedir. Formunu M.Ö 600’de tamamlayan Zerdüştlük üzerine tarihsel bir takım anlaşmazlıklar olmasının nedeni dine mensup kimseler tarafından dini amaçlarla yazı kullanılmasının reddedilmesiydi. Bundan dolayı dini söylev ve Zerdüşt’ün söylediği ilahiler tam olarak toparlanamadı. Avesta ancak M.S 500-600 yılları arasında kitaplaştırılabildi. Zerdüştlük iki tanrılı bir din olup sonraki birçok tek ve çok tanrılı dini etkiledi.

cimrm_44-mithraic_pater_dura_europos

Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta‘nın nüvesini yine bir düalist bakış meydana getirir. Bu sefer iyi ve kötü birer tanrı olarak karşı karşıyadır. Avesta’da iki tanrıdan bahsedilir Ahura Mazda ve Ahriman (Angra Mainyu).

Ahura Mazda evrenin yaratıcısıdır ve en büyüktür aynı zamanda iyiliğin kaynağıdır. İyi olan her şeyin vesilesidir.

Ahriman ise kötülüğü sembolize eder. Ahura Mazda’nın tam karşıtıdır. Ahura Mazda’nın yarattığı iyi ve uysal hayvanlara karşı vahşi hayvanları, Güneş’e karşı Ay’ı yaratmıştır. Dünya’da olan her kötülüğün müsebbibidir.

Ahriman ve Ahura Mazda her an mücadele içindedir. Her gündüz Ahura Mazda’nın, her gece ise Ahriman’ın galibiyetini simgeler. Birbirlerine sağladıkları üstünlükler sayesinde gün ve gece oluşur. Ölüm ve yaşam meydana gelir. İnsanların görevi ise Ahriman karşısında Ahura Mazda’ya yardım etmektir. Ahura Mazda’nın, yani iyilik safına katılmanın tek yolu iyi olup iyilik yapmaktan geçer. Yapılan her kötülük ise Ahriman’ın gücüne güç katmaktadır.

Zerdüştlerle ilgili bilinen bir yargı ise ateşin kutsal sayılmasıdır. Ahura Mazda gün ve güneştir. O yüzünü yeryüzüne çevirdiğinde etrafı aydınlatır. Ateş de bir ısı ve ışık kaynağı olduğundan ötürü ateş Ahura Mazda’nın fiziksel bir parçası sayılır.

Görüldüğü gibi Zerdüştlük de karşıtların birlikteliği ve dönüşüm üzerine kurulu bir inanç sitemidir. Pers İmparatorluğunun M.Ö 600’lerde resmî din olarak kabul edip Anadolu ve Antik Yunanistan’a yayıldığında ise altın çağlarını yaşamıştır.

İkicilik batıya yayılıyor: Herakleitos

Sokrates öncesi Yunan filozoflarının başında gelen Heraklitos Zerdüştlükten bayağı etkilenmiştir. Zerdüştlükteki iki tanrının değişim ve dönüşüme neden olduğu görüşü Heraklitçi felsefede reform geçirir ve Herakleitos “Her şey akar.” diyerek kendi teorisini ortaya atar. Herakleitos’un bu sözü söylerken kast ettiği şey: Her şey dinamiktir ve değişim içindedir, değişmeden kalan tek şey değişimdir. O ünlü “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz.” sözü de devinimi, ikinci sefer kişinin de ırmağın da değiştiğini ifade eder.

215053

Herakleitos diyalektiğin babası sayılır fakat burada bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına belirtmek gerek ki; Herakleitos’un diyalektiği felsefi bir sistem veya disiplin içerisinde değildir. Herakleitos’un diyalektikten bahsi aynı Avesta, I Ching ve Taoizm’deki gibi karşıtların ahengi biçimindedir. Ek bir fark olarak Heraklitçi felsefede diyalektik “akıl yürütme” biçimidir.

Herakleitos’a göre bizim dünyayı ve evreni anlamamız bu karşıtlıklar sayesindedir. Karanlığın ne olduğunu bildiğimiz için ışığın ve aydınlığın ne olduğunu bilebiliyoruz. Açlığı bilmeseydik eğer tokluğun ne olduğunu da bilemeyecektik. Aynı şekilde soğuk olmasaydı sıcağın da ne olduğunu bilemezdik. Biz bu karşıtların tam da sarıldığı yerdeyiz.

(Herakleitos’un Avesta’dan ne kadar etkilendiğini gösteren bir diğer karine ise onun ateşi ana madde olarak kabulüdür. Ona göre her şey ateşten gelip ateşe gider.)

Diyalektiğin Sistemleştirilmesi: G.W.F Hegel

Şu ana kadar dünyadan bir çok filozof geçti, hepsi kendi yöntem ve birikimleri ile dünyayı, insanı ve evreni anlamaya çalıştı, bize kendi ideolojilerini deli gömleği gibi giydirmeyi denediler. Bir kişi ise bizlere sadece felsefi bir akım değil, aynı zamanda insan ve onun düşün serüvenini, tarihi anlamaya yönelik bir düşünce sistemini bizlere bahşetti.

hegel_portrait_by_schlesinger_1831

Hegel’in diyalektiği, tarihi anlamaya yönelik bir disiplindir. Tarihte ortaya atılan düşünceler bir akıl süzgecinden geçirilerek sonraki kuşaklara aktarılır. Her görüşün denetleyicisi ve süzgeci onun karşıtıdır. Tarih sahnesinde kalan fikir ise bu iki farklı görüşün harmanından başka bir şey değildir!

“Tez + Anti-Tez = Sentez”

Örneğin,

Ünlü Fizikçi Isaac Newton bir “tez” olarak ışık parçacık modelini ileri sürmüştü. Daha sonra James Clerk Maxwell ise “anti-tez” olarak ışığın dalga modeli ile yayıldığını ileri sürdü. İkisi de tam olarak haklı değildi. Ardından Louis de Broglie ışığın dalga modeli ile yayılan parçacıklardan oluştuğunu söyleyerek “sentezi” ortaya attı.

Hayatta hiçbir şey tamamen ak veya karadan oluşmaz. Velev ki biri size muhalefet oluyor ise sizin ona düşman değil, fikrinizi geliştirmenize yardımcı olacak velinimet biri olarak bakmanız gerekir.

Görüldüğü gibi Hegel Diyalektiği sistem halindedir. Tartışma tekniği ve karşıtların varlığı olarak kullanılan Antik Yunan diyalektiğinden farklıdır. Üçüncü bir basamak olarak “sentez” mevcuttur aynı zamanda tarihi açıklamak ve fikirlere boyut atlatma açısından önemlidir.

Bazı medyatik insanların televizyonda malumatfuruşluk yaparak Hegel’in Heraklit’ten bunu çaldığını söylemesi saçmalıktır. Tabii ki bir etkilenme vardır zaten insanlığın birikimi böyle ilerler. Aynı şekilde yukarıda bahsettiğim Avesta’nın eski Çin öğretilerinden alındığını söylemek, David Hume’un Nedensellik İlkesinin eleştirisini Gazali’den çaldığını söylemek de benzer bir hezeyan örneği.

Hegel’in baş aşağı çevrilmesi: Karl Marx

Marx felsefe hayatına başladığında herkes gibi o da sıkı bir Hegelci’ydi. Daha sonra o da kendi yoluna ayrıldı, ondan nefret etmeye başladı ama tabii ki Hegel’den tam olarak kurtulamadı. Hegel’in diyalektik sistemini “baş aşağı” çevirdiğini söyleyip sosyolojik birkaç rötuş ile “Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.” diyerek Sınıf Savaşımı teorisinin ortasına dikti. Toplumdaki ikiye ayrılmış sınıfları “tez” ve “anti-tez” olarak niteledi.

karl-marx-wikimedia-commons

Üzerinden 4500 yıl geçse de bir fikir hala taze kalıp karşımıza geçiyor ve cüretkâr bir şekilde: “Ben buradayım!” diyebiliyor. Sahi şu dünyada fikirlerden daha güçlü bir şey olabilir mi?

Yazımı Louis Aragon’dan bir alıntı ile bitirmek istiyorum,

 “Aydınlık, sadece karanlık ile ilişkiliyse anlamlıdır; doğruluk, hatayı öngörür. Hayatımızı kalabalık kılan, onu keskin ve sarhoş edici hale getiren, bu birbiri içine geçmiş zıtlıklardır. Biz sadece bu çatışma bağlamında varız; beyaz ve siyahın çarpıştığı alanda.”

                                                                                                        Mustafa Cem Cemaligil

CEVAP VER