Trenler Hep Kalksın Diye

2
350
views

Ben bugün trenlerden bahsetmek istiyorum. Gelişi ile bana bayramı getiren trenlerden, arkasından koşup durduramadığım trenlerden, treni kaçırsak da gidemeseler trenlerinden ve bir de sonsuza kadar, ya da en azından pili bitene kadar duman çıkararak odamda dönen oyuncak trenimden.

Kendileri ile ne zaman tanıştığımızdan emin olamıyorum. Biz “uzaklara” taşındıktan sonra hayatımda sıkça yer ettiğinden, ayrılıklar kavuşmalar ve tren garları şimdi bakınca birbirine fazla benzer göründüğünden ilki hangisiydi karar veremiyorum. Aslında bir önemi de yok benim için. Tanıyoruz işte, tanışıyoruz. Ancak illa bir milattan bahsetmem gerekiyorsa, bizim “uzaklara” taşınmamızı söyleyebilirim. Biz “uzaklarda” iken, uzağı yakınlaştırmak isteyişlerimiz sebebiyle tanıştık.

Anlatımın bu noktasında, anlatıma trenlerden başka bir karakter daha eklemeliyim. Daha çocuk yaşlarımda, ağlayacak bir şeylerim olduğunda, adını sayıklayarak ağladığım insanı tanıtmalıyım. Bunu ben yapmalıyım çünkü o şu an tanışılabilecek bir yerde değil. Genelde başka isimleri kullanır fakat benim bildiğim ve kullandığım ismiyle, tanıştırayım sevgili okur, anneannem. Bana bayramı getiren trenlerden söz etmiştim ya, işte benim için bayramın ta kendisi. Neresinden yakalasam da aklımdakileri buraya aktarabilsem bilmiyorum bu konuda. Bayramın bana getirdiklerinden bahis açacağım, anneannemin benim olmayan, başkalarına üflediği bayramlara haksızlık oluyor ancak her hâlükârda kelimelerimin hakkını verebileceğini düşünmüyorum zaten.

Bayram bana öncelikle beni görünce mutluluktan dolan gözler getirirdi. Sonrasında ise derin bir kucaklaşma ve sulu anneanne öpücükleri. Anneanne kokusu getirirdi. Bavullar dolusu, bir değil iki çekyatın altını dolduracak kadar hediye getirirdi. Bayramsız günlerde, bayramın benim için birer birer biriktirdiği hediyeler. Bir sonraki bayrama kadar bayram kokusunu hatırlatacak hediyeler. Bir kavanoz dolusu bozuk para getirirdi. Bayram süresince bana dondurma alacak, çikolata alacak kocaman bir kavanoz bozuk para. Her gün, ilk kahvaltıdan sonra, benim hakkım olan küçük paranın beni beklemek üzere eklendiği devasa bir kavanoz bozuk para. Sınırsız yaprak sarması, her istediğinde dışarı çıkabilme hakkı… Saymakla bitiremiyorum bayramın koltuğunun altına sığdırarak “uzaklara” getirebildiklerini.

img_20161221_164518

İşte trenlerle bayramı bana, beni bayrama taşırken arkadaş olduk. Ancak bayramı getirebilen bu heybetli arkadaşlar, bayramı götürebiliyordu da. Ne yapsam da kalkmasa şu tren, nasıl başarsam da kaçsa, bayramı götürmeden gitse uzaklara diye kaç gece düşünürsem düşüneyim bayramı getirdiği istikrarla götürdü benden. Ben biletleri sakladım, koştum, laf kalabalığı ile arada kaynatmaya çalıştım ama ayrılık sahnesi değişmedi. Şimdi artık evimiz bayramsız olacak diye gözlerimden akanlar değişmedi.

Bayramın gelişi ve gidişi, sıcaklığından ve soğukluğundan hiçbir şey kaybetmeden, bayrama yakışır şekilde, tıpkı bayram gibi, öylesine benzerdi ki sağlıklı kronolojik bir sıra yapamıyorum ancak bayramın trenle ayrıldığı son sefer, belki de bir önceki, ben ağlayarak bayramsız evimize döndüğümde bu arkadaşların bir minyatürü odamda beni bekliyordu. Raylarından çeşitli yollar yapılabilen, “uzaklara” gidemeyen, duman çıkararak odamda yolculuk eden ve bayramın gelişleri kokan bir arkadaş. Odamda, peşinden koşmadan bile yetişebildiğim trenimle beraber trenlerle yakın arkadaş olduk.

Sonra bayramın yanımda olmayışının en büyük sebebi olarak gördüğüm “uzakları” bırakacağımızı öğrendim. Ben bayramıma yakın olacağım diye düşünürken, bayramın evimize çok daha sık geldiği, bayramın gelmesi için trenleri beklemek zorunda kalmadığım zamanların hayalini kurarken bayramım yoruldu, bayramım hastalandı, bayramım gözlerini kapatamadan uyudu. Ve benim elimde trenlerle gelen bayramlardan kalan kokulardan başka bir şey kalmadı.

Trenler daha sonra beni evimden “uzaklara” götürdü. “Uzaklardan” beni evime getirdi. Bana dostlarımı getirdi, dostlarımı götürdü. Bütün bu vedalar, kavuşmalar, kucaklaşmalar arasında, o günün treninin yüzünde bir gülümseme görüyorum. Görmüş geçirmiş, bana sen de gördün ve geçirdin diyen bir gülümseme

O gülümseme hep kalsın.                          trenler hep kalksın diye…

Fahire Esma ÖNAL

2 YORUMLAR

CEVAP VER