GENEL CERRAHİ ASİSTAN RÖPORTAJI MUSTAFA YENİ-BİLAL AYDIN

0
2780
views

Okuyucularımızdan gelen istek doğrultusunda ‘Asistan Röportajları’ serimizde Genel Cerrahi’deyiz. Bir kıdemli asistan, bir çiçeği burnunda asistan sorularımızı yanıtsız bırakmadı.

FT: Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sizleri tanıyarak başlayalım isterseniz.

MY: Ben Mustafa YENİ. 35 yaşındayım. Hatay’dan yarışmaya katılıyorum. ☺ 2004’te buradan mezun oldum. 1998 de fakülteye kaydolmuştum, yani 17-18 yıldır Erzurum’dayım. Mikrofon diğer arkadaşta.

BA: Ben Bilal AYDIN. Erzurumluyum, Genel Cerrahi’de asistanım. 2015 mezunuyum.

FT: Genel Cerrahi’ye ne zaman karar verdiniz? Tıp fakültesine girerken de aklınızda bu bölüm mü vardı?

MY: Tıp fakültesine gelirken sadece tıp fakültesi istiyordum ☺ O zamanlar daha çocuk olduğumuz için detaylı düşüncelerimiz yoktu ama öğrencilik yıllarında şekilleniyor tabi.

BA: Tıp fakültesine gelirken bitirebilir miyim diye düşünüyordum. O yüzden bölüm falan düşünmüyordum. Acaba biter mi? Çok mu zor? Benim de 3. Sınıfta, özellikle 4. Sınıfta cerrahi şekillenmeye başladı.

FT: Peki, cerrahi nasıl şekillendi, nasıl karar verdiniz?

MY: Yapı gereği cerrahi çekiyor seni. Kesmek, dikmek… Şimdi tekrar sınava girsem yine cerrahi yazardım.

FT: Tus süreciniz nasıldı? İstediğiniz bölümü kesinleştirmiş olmak sizi motive etti mi? Nasıl hazırlandınız? Öğrencilik yıllarından başlayan bir çalışma mıydı?

MY: Ben öğrenciyken hiç Tus çalışmazdım. 2004’te mezun oldum ama 2013’te kazandım burayı, 9 yıl aradan sonra. Yani hiç ders çalışmıyor değildim tabi ki ama askerliği bahane ederek bayağı erteledim. Son görev yaptığım yerde çalışma arkadaşlarımın kötü olmasından kaynaklı bayağı motive oldum. 3 Aile Hekimi’ydik. İkisi konuşup anlaşıyordu, beni kenara itiyorlardı. Ben de oturdum çalıştım. Allah razı olsun onlardan. ‘Kötü komşu ev sahibi yaparmış’ onlar da beni ev sahibi yaptılar. Onların sayesinde Tus’u kazandım ben de.

BA: Ben Genel Cerrahi’yi kafaya koyduktan sonra da diğer bölümleri gözden geçirdim. Başka bir yeri ister miyim? Genel Cerrahi’den daha çok sever miyim diye. Ama değişmedi kararım. Son sınıfta Tus çalışmaya başladım. Bana gereken puanın çok yüksek olmaması tabi ki motive kaynağıydı. Çok rahat çalıştım, stresim yok gibiydi. O yüzden Tus dönemi benim için iyi geçti. (Arada dershane reklamı yapıldı. ☺ Ne yazık ki yazamıyoruz.)

FT: 9 yıl ara verdiğinizi söylemiştiniz, o süreçten bahsedebilir misiniz?

MY: Oltu Acil’de başladım çalışmaya. 2 buçuk yıl sonra merkeze geldim bir sağlık ocağına. Aile Hekimliği sistemi gelmesiyle Horasan’a atandım. Oradan da buraya geldim. Bu süreçte askerliğimi yaptım.

FT: Genel Cerrahi’nin hasta yoğunluğu çok fazla, ayrıca çevre illerdeki hastalar da buraya geliyor çoğu zaman. Gerek ameliyatlar gerekse sonraki süreç olsun, hastaların ve yakınlarının tutumu nasıl oluyor? Davaya kadar giden durumlar oluyor mu?

MY: Davalık durum oluyor tabi ama çok değil bizim hastanemizde. Daha çok hocalar ilgileniyor bu konularla. Şikayetle direk hocaya oluyor çünkü. Ameliyatların yanlış veya eksik yapıldığı konusunda olabiliyor. Biz primer sorumlu olmadığımız için direk ilgilenmiyoruz bu konularla. Senin de söylediğin gibi hasta yoğunluğumuz fazla. Hasta ve yakınlarıyla iletişim bu süreçte çok zor oluyor. Ameliyat edeceksin çünkü. Çok hassas olabiliyorlar.

BA: Hasta ve yakınları geldiğinde, burada birden ‘Hastanız ameliyat olacak.’ denildiğinde şok oluyorlar. Pek kondurmak istemiyorlar. Bu sürece alışmaları ve kabullenmeleri zor oluyor. Bizde bunu bilerek hastalarla iletişim kurmaya çalışıyoruz. Tabi biz de çok yoğun ve stresli çalışıyoruz, bazı şeyler de yolunda gitmediği zaman yanlış anlaşılmalar olabiliyor. Karşılıklı iyi iletişim her zaman kurulamıyor bu yüzden. Ama şu da var; sıradan bir devlet hastanesindense Eğitim Araştırma Hastaneleri’nde doktora davranışın daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Bir perifer hastanesine göre hasta iletişimimiz daha iyi.

FT: Bu iş yükü ve yoğun çalışma aile hayatınıza veya sosyal hayatınıza nasıl yansıyor? Boş zamanlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

MY: Tabi ki aileden mutlaka ödün vermek gerekiyor. Nöbetlere kalıyoruz ve nöbet çıkışı eve gittiğimizde yorgun oluyoruz. Bu yüzden evden uzaklaşıyoruz. Hem eşiniz hem çocuğunuz bir şekilde bu duruma adapte oluyorlar.

FT: Hastane dışında hobileriniz var mı peki?

MY: Hastane dışında pastane hobilerimiz var.☺  Şaka bir yana, 3 günde bir nöbet tutuyoruz (36 saatlik nöbetler). 2 gün evde, bir gün hastanede kalıyoruz. 2 günün bir günü nöbet çıkışı olduğu için yatarak geçiyor. Aileme sadece bir günüm kalıyor. Onda da artık aklımıza ne gelirse onu yapmaya çalışıyoruz. Nasıl zaman geçireceğimize biz de şaşırıyoruz. Bekar olan Bilal asıl onun hobisi olur.

BY: Evet bekarım ben, numaramı veriyorum… ☺ Şimdi şöyle oluyor; hayatını ‘Genel Cerrahi ve kalan’ olarak ayırman gerekiyor. Klinikte geçirmen gereken zaman çok fazla. Çünkü bizim işimizde ‘yapılacak işleri sıkıştırayım, şunları çabucak yapıp bitireyim…’ diye bir durum olamaz. Burada belirli bir zaman geçirmen gerekiyor. Kalan zamanı ailene ve arkadaşlarına ayırabilirsin ancak. Dar bir zaman kaldığı için eskiye oranla, onlara daha az vakit ayırmış oluyorsun. Hobilerinden de feragat etmek zorunda kalıyorsun. Ben boş zamanlarımı daha çok gezerek değerlendirmeye çalışıyorum. Binicilikle ilgileniyorum, trekking yapıyorum.

MY: Bekar olanlara duyurulur.

BY: Ayrıca trekking çok eğlenceli. ☺

FT: Yıllık izinleriniz nasıl peki?

MY: Yıllık izinlerimizi diğer bölümlere göre daha rahat kullanabiliyoruz. Klinik olarak bu konuda şanslıyız.

BA: Allah çömezin cezasını versin, ben daha çıkamadım izne. ☺

dsc_0001

FT: Peki öğrencilik yıllarınıza dair özlediğiniz bir şey var mı?

MY: Öğrenciyken çok daha rahattım. Boş zamanım çoktu. Daha çok gezerdim… Özellikle intörn olmak şimdiye göre çok daha güzeldi. Keşke öğrenci kalsaydık diyoruz ama olmuyor. Hayat devam ediyor, para kazanmak gerekiyor. Öğrenciliğin değerini bilin arkadaşlar. ☺ Büyüdükçe sorumlulukların da sıkıntıların da artıyor. Bilal daha iyi bilir, daha yeni mezun çünkü.

BA: Yani bazı şeyler çalışma hayatına geçince daha iyi oluyor tabi ama arkadaşlarınla geçirdiğin vakit, sadece zamanının bol olduğu, diğer her şeyin kıt olduğu zamanlarda yaptığın şeyler o kadar tatlı o kadar lezzetli oluyor ki… Bir de şöyle bir şey var; okul bittikten sonra bir daha onların hepsini bir arada asla bulamıyorsun. En fazla birinin yaşadığı yere gidersin, onun hayatı ayrıdır artık, seninki ayrı. Ama o akşamlar, arkadaşlardan birinin evine 8 19 kişi gidip eğlenmek belki de hayat boyu, nereye gidersen git bir daha bulamayacağın şeyler. O üniversite zamanında kaldı yani, o orda bitti. O günleri çok özlüyorum. Ben zaten ilk 3 yıl bayağı aktiftim işte dershane temsilciliği olsun, sınıf temsilciliği olsun, sınıf etkinlikleri falan bayağı uğraşırdım. Hatta şimdi o Eğitim Fotokopi’den çıkardığınız notların bazısının üzerinde Bilal AYDIN yazar. Ama hastaneye geçtikten sonra sadece arkadaşlarımla takıldım. Grubumuz da güzeldi, eğlenceliydi. Özlenmeyecek gibi değil yani.

FT: Cerrahiyi seçecek olan arkadaşlarımızı nasıl bir çalışma temposu bekliyor? Kıdeme göre nöbetler değişiyor mu?

MY: Cerrahi isteyerek yapılacak bir bölüm. Yoğunluğu tartışılmaz. Ama birçok klinikte asistanlığın başlangıcında gün aşırı nöbet varken, bizde yok. Güzel tarafı, çömezlerin gün aşırı çalışmaması, kötü tarafıysa, kıdemlilerin nöbet sayısının azalmaması. Yani burada herkes 3 günde bir nöbet tutar. 5 yılımız böyle geçiyor.

BA: 3 günde bir nöbete alışınca zor olmadığını fark ediyorsun ama kıdemlinin de böyle nöbet tutması zorlayabiliyor. Çünkü bitirme sınavları, tezleri oluyor. Buna rağmen nöbetlere devam etmeleri gerekiyor. Benim cerrahi seçecek arkadaşlara tavsiyem; her şeyi yapsınlar. Asla’ şunu da yapmadım’ demesinler. Gezsinler, gençliklerini yaşasınlar, asla ders çalışmasınlar. ☺ Rahat olsunlar, son sınıfta güzel bir çalışmanın yeterli olacağını düşünüyorum.

FT: İleride asistan sayısı arttığında da yine nöbetler 3 günde bir mi olacak, nöbet sayısını değiştirmek mümkün mü?

MY: Önceleri 27 kişi çalışıyorlardı burada yine 3 günde birdi. Her gün 9 kişi nöbete kalıyordu. Yıllardan beri Genel Cerrahi nöbet geleneği böyle.

BA: Kesinlikle değişmez. Ama yine de benim en büyük duam nöbette 9 kişinin olması.

FT: Asistan ve hocaların hasta dağılımı nasıl oluyor? Hastayı değerlendirme ya da ameliyat kararı nasıl veriliyor?

MY: Hastaları çoğunlukla cerrahi asistanlar değerlendirip, hocalara takdim ediyorlar. Kıdemli asistansa, zaten karar çok değişmiyor. Hoca onun kararlarına güveniyor. Bu acil hastalar için tabi. Bir de elektif hastalar var. Onlar da poliklinikten tetkikleri hazır olarak gelir. Hocalara takdim edilir yine, ona göre ameliyat kararı verilir. Ayrıca hocalar düzenli olarak vizitlerde hastaları değerlendirir ama hastayı hazırlayan yine asistanlardır.

img_20161225_210818_840

FT: Asistanlık bitirme sınavından da kısacık bahsedebilir miyiz?

MY: 5 yıllık asistanlık bittikten sonra tezin hazırsa uzmanlık sınavına girebiliyorsun. Tüm hocaların dahil olduğu, önce ameliyathanede aktif sınav oluyor, sonra sözlü bir sınava giriyoruz, son olarak da yazılı sınav var.

FT: Son olarak, bölüme ilk başladığınız zaman ya da ilk ameliyatınızı yaptığınız zaman herhangi bir tedirginlik hissettiniz mi?

MY: Hiçbir ameliyata tek başına girmediğin için fazla tedirgin olacağın bir durum oluşmuyor. Yanında ya bir kıdemlin ya da hocan var. Belirli bir aşamadan sonra tek başına ameliyat yapabilirsin. Tabi ki heyecan ve tedirginlik oluyor biraz. Ama bir şey olduğunda hemen çağırabileceğin kıdemlilerin olduğu için daha çok vakayı bitirmeye odaklanıyorsun.

BA: Ben ilk vakalarıma öğrenciyken girdiğim için buraya başladığımda öyle bir sıkıntı olmadı. Yani söylendiği gibi vakayı primer sen yönetmiyorsun. Sana kimse gelip ‘al git şu hastayı ameliyat et’ demiyor. Her şey step step ilerliyor. Mesela ben ilk vakaya girdiğimde, Mustafa abi bana hasta boyamayı öğretti, ikinci vakada hastayı ben boyadım, üçüncü vakada örtmeye başladım, dördüncü vakada cilt benimdi artık, beşinci vakada ekartör tutmayı öğrendim… Hala ekartör tutuyorum. Gece rüyamda ekartör görüyorum… ☺

MY: Ondan sonra vakaya almadık hiç.☺
( şaka bir yana Bilal abi asistanlığının 2. ayında ameliyatı primer sürdürmüş, 6. ayında da tek başına ameliyat yapmaya başlamış. Tebrik ediyoruz.)

MY: Peki ben bir soru sormak istiyorum. Editörün genel cerrahi stajını bitirdikten sonra bölümle ilgili düşünceleri nedir? Tavsiye eder misin?

FT: Genel Cerrahi isteyen bir stajyer olarak olumsuz bir şey söyleyemem. Kesinlikle tavsiye ederim. Daha göreceğim bir çok branş var ama fikrimin değişeceğini sanmıyorum. İnsan sevdiği bir şeylerle uğraştığı zaman yorgunluğunu hissetmiyor gerçekten. Bu staj süresinde bunu çok iyi anladım. Nöbetlerde, ameliyatlarda zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Ben ilk defa bir ders dönemi bittiği için üzüldüm açıkçası. Buradaki ortamınız, iletişiminiz çok güzeldi. Hem hocalar hem de asistanlar öğrencilere karşı çok iyiydiler. Bu yoğunlukta da bunlar başarılabiliyormuş.

MY: Eskiden kıdemliler çok daha maling ve çok daha sertti. Eskiye nazaran tüm bölümlerde iletişim daha iyi. Mesela eskiden bir bölümde 30 asistan çalışıyor diyelim, kıdemli olan yeni gelenin ismini dahi bilmiyordu. Biz çok yoğun çalıştığımız için ister istemez aile gibi oluyoruz burada. Başka türlü hoş olmaz tabi ki. Zaten cerrahi yazan işini severek yapıyordur. Beni bir dahili branşa gönderseler ya da temel tıp branşlarına, yapamam yani. Aktif bir branşta olmam lazım. Tus birincisi olsam da yine cerrahi seçerdim.

FT: Sanırım ben de aynı düşüncelere sahibim. Her şey için teşekkür ederek röportajı sonlandırmak istiyorum. Fakültatif Tıpçı ailesi olarak başarılar dileriz.

ELHAM MİNE İŞ
İNG.TIP DÖNEM-4

CEVAP VER