THE DARK KNIGHT TRILOGY

0
568
views

Bu yazımda benim için yeri çok farklı olan bir filmin tanıtımını yapmaya çalışacağım. Kara şövalye serisi. Ama bizim tanıtımımız biraz farklı olacak. Yazının bendeki anlamını biraz daha karşı tarafa aktarabilmek için her başlığın üzerine bir link koyacağım. Önce o linke tıklayıp sonra metni okursanız daha farklı şeyler hissedeceğinizi düşünüyorum. Bizimkisi şiddetli bir tavsiye sadece. Tercih sizin. O zaman başlıyoruz.

https://www.youtube.com/watch?v=lftXoJTckr0

vsfgf

Bir şehir düşünün. Gündüzleri yeryüzünün en tehlikeli, geceleri ise en güvenilir şehri. Öyle bir şehir ki organize suç örgütleri tek vücut olmuş durumda. Gotham. Güneş’in tersine doğduğu bir şehir. Bu şehirde Güneş aydınlığın değil, karanlığın simgesi. Gündüzleri insanların, geceleri ise suçluların dışarıya adım atmaya korktuğu bir şehir. Peki, suçlular bu grup terapilerini neden gündüz yapmayı tercih ederler? Çünkü karanlık çöktüğünde Gotham’ın gece bekçisi, maskeli süvarisi, kara şövalyesi Batman ortaya çıkar.

Küçük bir şehir turumuzdan sonra bu şehrin sakinlerine bir göz atalım.

https://www.youtube.com/watch?v=DKsWt5Fz6D4

RAS AL GHUL

RAS AL GHUL

Yeraltı dünyasında çok korkulan bir adam. Kötülüğe duyduğu kini paylaşan, gerçek adalete hizmet etmek isteyen bir adam. Tam anlamıyla milletin adamı. Batman’ in akıl hocası. Gölgeler Birliği’nin lideri. Bruce Wayne Gotham’daki haksızlığa korku salabilmek için, Batman olabilmek için Ras Al Ghul’e gider ama Ras Al Ghul’un amacını sonradan öğrenecektir. Gotham’ı yok etmek. Bruce Wayne Ras Al Ghul’den gerekli eğitimi aldığında onun icabına bakacaktır. Fakat Ras Al Ghul’un Bruce Wayne’de emeği yadsınamayacak kadar büyüktür. Bruce Wayne toy düşüncelerle “Gotham’daki haksızlığa korku salmak istiyorum.” dediğinde “Başkalarının korkularını yönlendirmek için önce kendi korkularına hükmetmelisin.” diyerek eğitime başlamışlardır. Ama en sonunda Ras Al Ghul’un en büyük korkusu Batman olacaktır. Ras Al Ghul’e göre Gotham yok edilmeliydi. Lakin bu şehrin kara şövalyesi onu tarihin karanlık sayfalarına gömerek Ras Al Ghul’un kaderinin tamamlanmasına izin vermeyecektir. Gerçi birileri bu kaderi tamamlayabilmek için geri gelecektir. Bakalım neler olacak?

https://www.youtube.com/watch?v=Er-LEBTf1f8

gfhffhg

JOKER

Bazı insanlar mantıklı şeylerin peşinde değillerdir. Para gibi. Onları satın almak, korkutmak, anlaşmak, ya da pazarlık etmek mümkün değildir. Bazı insanlar Dünya’yı yanıp kül olurken izlemek ister. Joker. Hiçbir kuralı olmayan bir haydut. Joker’in aslında diğerlerinden bir farkı var. Amacı Batman’i öldürmek değil. Onunla sürekli oynamak ve bunu gayet başarılı bir şekilde yaptı da. Belki de Batman ile arasındaki şu diyalog bize amacının ne olduğu hakkında fikir verebilir:

-Mafyayı mı dolandırayım? Hayır hayır. Biz birbirimizi tamamlıyoruz.

-Para için öldüren pisliğin tekisin.

-Onlardan biriymişsin gibi konuşma, değilsin. Olmak istesen bile onlar için(Gotham halkı) birer ucubesin. Benim gibi. Şu anda sana ihtiyaçları var. Ama olmadığında bir cüzzamlı gibi dışlarlar. Onların ahlakı, koyduğu kurallar yalnızca kötü birer espri gibi. İlk sorun belirtilerinde def edildin. Sen ancak onların izin verdiği kadar iyisin. Bu medeni insanlar zor günler yaşadığında ne yaparlar bilir misin? Birbirlerini yerler.

Joker burada gayet mantıklı konuşuyor. Ama Batman’in bu şehre olan inancı o kadar büyük ki Joker’in söylediklerinin hiçbirine aldırış etmez. Hiçbir şey onun şehre olan inancının önüne geçememiştir. Joker ile mafya birlikte çalışıp Rachel’ı, Batman’in beraber büyüdüğü, hoşlandığı kız arkadaşını kaçırıp öldürdüklerinde bile şehri için savaşmaya devam etmiştir. Gerçi birkaç yıl evinde inzivaya çekildiği doğrudur. Ama şehrine hiçbir zaman küsmemiştir. Bu yüzden Alfred’in de dediği gibi “O kahramanlık yapmıyor. Daha büyük bir şey yapıyor.”

https://www.youtube.com/watch?v=LpHRZSsVKWI

ALFRED

Koskoca bir imparatorluğun, Wayne soyuna nesiller boyu hizmet etmiş bir görünmez kahraman. Ona “hizmetçi” demek doğru değil. Bazen “yardımcı” bazen “akıl hocası”. Aslında tıpkı Batman gibi. Gotham’ın ihtiyacı neyse Batman odur. Alfred için de yaşlı kurt diyebiliriz. Çünkü Bruce Wayne’nin ihtiyacı da neyse Alfred odur. Bruce’un ailesini katlettiklerinde ona hem analık hem babalık yaptı. Yemedi yedirdi, içmedi içirdi diye devam ederek şu ortamın huzurunu kaçırmak istemiyorum. Fakat çok emek verdi. Yeri geldi yedi yıl boyunca bekledi. Her yıl Floransa’ya gitti, Arno Kıyısı’na. Orada bir kafe vardı. Her yıl aynı kafeye gidip menüdeki abuk sabuk isimli şeyleri söyleyerek bu yaşta veletlerin diline düşmek yerine, adamlık yapıp “bildiğimizden şaşmayalım” diyerek Fernet-Branca sipariş etti göğsünü gere gere. Peki, gönlünden geçen neydi? Karşı masalara göz gezdirirken Bruce’u görecekti. Eşi, belki de iki çocuk. Göz göze geleceklerdi, konuşmayacaklardı fakat başardıklarını bilecekti. İşte bu yüzden Alfred bir hizmetçi değil çok daha fazlası…

https://www.youtube.com/watch?v=-Cx5lcqF_Qo

fgd

HARVEY DENT

“Ben Harvey Dent’e inanıyorum.” Bruce Wayne ona inandı, onun davası uğruna, Gotham’ı daha güvenilir bir yer yapabilmek için, bu bölge savcısına inandı. Aslında başta her şey harika ilerliyordu. O kara güne kadar. Joker ve birlikte çalıştığı mafyanın harika oyunuyla Rachel ve Harvey iki farklı depoya hapsedildiler. Batman’in Joker’den, yerlerini öğrendiğinde bir seçim yapması gerekiyordu. Onun seçimi hiç kuşkusuz Rachel oldu ama Joker yine harika bir akıl oyunu yaptı ve Batman gittiğinde Rachel’ı değil Harvey’i buldu ve Rachel deponun imha olmasıyla paramparça oldu fakat suçlu olan her zamanki gibi Batman’di. Masumiyet Gotham için fazla iddialı bir kelime. Bu maskeli şövalye varını yoğunu bir şehre adadı ama yine de kimseye yaranamadı. Her neyse. Harvey Dent. Joker’e inanmakla büyük yanlış yaptı. Rachel’ın yakalanmasında kimin parmağı varsa hepsini tek tek öldürdü. En son sıra tabi ki Gordon ve Batman’e geldi. Plan basitti. Gordon’ın ailesini kaçırdı. İşte üçü tekrar Rachel’ın öldüğü depoda karşı karşıyaydılar. Batman, Harvey, Gordon. Herkesi öldürürken kullandığı Harvey’nin sembolü şanslı parası bu kez Batman için havaya atıldı. Batman şanssızdı. Mermi tam karın boşluğuna isabet etti ve yere düştü. Sıra Harvey’de idi. Para havada süzülmeye başladı. Avcunun içine düştüğünde şanslıydı. Ne de olsa şanslı parasıydı. Sıra Gordon’daydı. Fakat onun tarifesi farklıydı. Harvey’nin düşüncesine göre Gordon nasıl onun en sevdiğini aldıysa o da Gordon’ın en sevdiğini alacaktı. Fakat Batman buna izin vermedi. Evet, kurşun karın boşluğuna isabet etmişti ama onun zırhına kurşun işlemesi için merminin içerden sıkılması gerekti. Peki, sonuç ne oldu? Harvey başta inandığı davasıyla birlikte uçup gitti. Joker bir kez daha kazandı. Batman bir kez daha lanetlendi. Ve bir daha ortada görülmedi.

  https://www.youtube.com/watch?v=iIp43THmcUI

fdgdrg

BANE

Dünya’nın eski bir bölgesinde bir hapishane var. Adamların acı ve ölüme terkedildiği bir çukur. Ama bazen biri çukurdan çıkmayı başarır. Bazen de çukur bir şeyleri geri yollar. Bane. Dünyadaki cehennemde doğup büyümüş. Kimse bu çukurdan nasıl kaçtığını bilmiyor. Bilinen tek şey kaçtıktan sonra onu eğiten kişi Ras Al Ghul. Batman’in akıl hocası. Sonra ise Gölgeler Birliği’nden aforoz edilmiş paralı bir asker. Alfred Bruce Wayne’nin Batman olarak dönmesini hiçbir zaman istemedi. Bruce ona “Bu adam (Bane) bu kadar tehlikeli ise Batman’e ihtiyacı var.” dediğinde “Hayır. Şehrin Bruce Wayne’e ihtiyacı var. Kaynaklarınıza, bilgeliğinize; vücudunuza ya da hayatınıza değil.” demiştir. Batman artık yalnızdı. Alfred yaptığının yanlış olduğunu anlaması için onu terk etti. Kara şövalye son kalesini de kaybetti. Bane artık Gotham’ı yok etmeye gelmişti. Hem fiziksel olarak hem de diğer kaynaklarıyla Gotham’ın en büyük korkulu rüyasıydı. Batman ile ilk karşılaşmasında kara şövalye bu kez mağlup olacaktı. İnancın gücü, birliğin dirilişi bu kez paralı aforoz edilmiş bir askerde hayat bulmuştu.

https://www.youtube.com/watch?v=bKNtS4536wI

fgdfg

BATMAN

Kara şövalye bu kez mağlup olmuştu. Servetinin yarısını Gotham’a temiz ve bedava enerji sağlayabilmek için geliştirdiği nükleeri, Bane ve Miranda şehrin geleceğini nükleer bir bombaya çevirdi. Ve Bruce Wayne’i umudu kaybetmeyi öğrendiği yere, evine yani o çukura götürdü. Öyle bir çukur ki o çukurdaki mahkûmlar yüzyıllarca ışığa doğru bakıp kurtulmayı hayal ettiler. Kolayca, sorunsuzca. Tıpkı susadığında deniz suyu içen kazazede gibi çoğu başarısız oldu. Bane, Batman’i öldürmedi. Çünkü ona hazırdı. Bedeni için bir işkence değil, böyle bir kahramanın ancak ruhuna işkence yaparak öldürebilirdi. Gotham’ı yok ederken Batman o çukurdan şehrinin kül olmasını izleyecekti. Ve her şey bittiğinde, Ras Al Ghul’un kaderi yerine geldiğinde Bane Batman’i öldürecekti. Bane şehre döşediği bomba ağıyla şehri yok etmeye başlamıştı. Batman bunu izleyemezdi. Bu çukurdan kurtulan sadece bir çocuk olmuştu. Burada doğmuş, acıyla yoğurulmuş, ayrıcalıklı takımından olmayan bir çocuk. Bir sır. Bruce buradan kurtulabilmek için iki kez halatla şansını denedi ama olmadı. Ümidini artık kaybedecekken onu iyileştiren doktor şunları söyledi:

-Ölümden korkmuyorsun. Bu seni güçlü kılar sanıyorsun ama güçsüzleştirir.

-Neden?

-Mümkünün ötesinde hızlı olabilir misin? Ruhun en güçlü dürtüsü olmadan. Ya mümkünün ötesinde savaşabilir misin? Ölüm korkusu olmadan.

-Ölümden korkuyorum. Şehrim orada yanarken burada ölmekten korkuyorum.

-Tırman öyleyse yukarı.

-Nasıl?

-O çocuğun yaptığı gibi. Halat kullanmadan. İşte o zaman korku seni bulur.

Son bir tırmanış. İnanç, azim, his…

Bu cehennemden kurtulmak için hazırdı. Aşağıda bir ses yankılanıyordu. Mahkûmların hepsi “Deshi Basara” diye bağırıyordu. (Bu kelimeyi ilk duyduğumda içinde imgelerle, gizemlerle dolu bir söz sanıyordum. Ama anlamı “yukarı çık” demekmiş. Belki de ben bu sözdeki gizemi hala anlayamamışımdır. Affola.) Korku onu yeniden buldu ve o çukurdan sonunda kurtuldu. Son kez şehri için dönmüştü. Son bir savaş…

htg

SON SAVAŞ

Batman geri dönmüştü. Bane buna inanamadı. Batman film serisi boyunca sadece son savaşta gündüz görüldü. Bu sefer Bane’in zayıf noktasını biliyordu. Sağlı sollu kroşelerini Bane’in maskesine doğru indiriyordu. Bane bu güce daha fazla dayanamayıp yere yığıldı. Fakat ihanet burada bitmedi. Çukura girmeden önce güç kaynağını koruması için emanet ettiği Miranda’nın aslında Ras Al Ghul’un kızı olduğunu, gerçek adının Talia olduğunu o çukurdan çıkmayı başaran tek insan olduğunu ve amacının babasının kaderini tamamlamak olduğunu yeni öğrenecekti. Ve bombayı ateşleyecek isim de oydu. Bir de 3.filmde sahne alan Catwoman’ı unutmamak gerek. Bane ile Batman’in ilk karşılaşmasında Batman’e ihanet edip Bane’e yakalattı ama sonra hatasını anlayıp Batman’in yanında yer aldı. Müthiş bir zamanlamayla gelip Batman’i kurtardı. Artık yapılacak tek bir şey vardı. Bombayı reaktöre yani güç kaynağına yeniden bağlayıp patlamasını engellemekti. Fakat Talia bunu da düşünüp reaktörü çoktan etkisiz hale getirmişti. Bu bomba ateşlenmişti. Batman bombayı uçan aracına yani “Bat” e taktı. Ve bombayı körfeze doğru götürerek orada patlattı. Şehir kurtuldu. Peki, Bruce Wayne’e ne oldu?

“Güzel bir şehir görüyorum. Ve o çukurdan doğrulan muhteşem insanlar. Her biri için bütün hayatımı feda edeceğim. Huzurlu, yararlı, başarılı ve mutlu hayatlar. Görüyorum ki onların çocuklarının ve sonraki nesillerin kalplerinde kutsal bir yere sahibim. Bugüne kadar yaptığım en iyi şey işte bu. Gittiğim yerde bugüne kadar hiç olmadığım ve tatmadığım kadar huzurlu olacağım.” Gerçekten kimse koca bir şehri bir tek adamın kurtardığını bilmeyecek mi? Elbette bilecek. O adam Batman’di…

 

Christopher Nolan bize harika bir başyapıt sunmuş. Bu kadar spoiler olmasına rağmen sonunu niye söylemedim bilmiyorum. Hiçbir esprisi yok aslında. Tamamen can sıkıntısı. Bu üçlemeyi henüz izlemeyen varsa izlemesini şiddetle tavsiye ederim. Ön yargılarınızı kırın. Teşekkürler…

 Emre Alim Uysal

CEVAP VER