The Fall: Düşüş

0
358
views

Her insanın başka bir hikaye olduğu, her hikayenin başka bir hikayenin gelişini işaret ettiği, her yüzün aslında geride bırakılmış yılların bulanık bir yansıması olan hayatta omuz atarak aralarına girdiğim insanların hikayelerini dinlerken, biteviye hayatlarının içine hapsolmuş çaresizler için bir nevi “Beyaz Tavşan” olup onları tavşan deliğinden geçirip Harikalar Diyarı’na götürürken, sıkıcı hayatlarını birkaç dakika unutmaları için aslında gayet büyülü olan gerçekliğin ve masalsı rüyaların sularında ellerinden tutup gezdirirken onlara bir unutuşu yaşatabilmenin mutluluğunu duyuyorum. Benimle biraz zaman geçirenler bileceklerdir ki hikaye, masal, mit anlatmak/dinlemek en sevdiğim paylaşımlardan biridir. The Fall‘un temasını da bir masal, anlatıcı ve dinleyici oluşturuyor. Belki de bundan dolayı The Fall  ile aramda gönül bağı var.

486079

Sürreal sinemanın başyapıtlarından olan The Fall’da Hobbit üçlemesinde bir buzdağı kadar soğuk Elf kralı Thranduil’i canlandırmış Lee Pace ve şu ana dek gördüğüm en iyi çocuk oyuncu performasıyla Rumen Catinca Untaru başrolü paylaşıyor. Film çekilirken 9 yaşında olmasına rağmen olağanüstü oyunculuğu ile filmin dümenini eline  alıyor. Catinca, denizdeki bir dalgayı andıran inişli çıkışlı duygularla örülü film atmosferinde bozuk olduğu kadar sempatik İngilizcesi  ve tavırlarıyla zaman zaman sizi güldürürken inci tanesi göz yaşlarıyla size en dramatik anları yaşatan küçük-dev bir yıldız.

Hikayemiz “bir zamanlar Los Angeles’ta”  bir hastanede başlıyor. Aslında filmin başladığı hastane Cape Town’da bulunuyor. Yönetmenin bu oyunu filmin içinde geçen masalın yanında filmi de zamansız ve mekansız yaparak küçük bir çocuğun ve başarısız bir dublörün arkadaşlığının aslında ne kadar hayatın içinden olup bir o kadar da gerçeğin de masal kadar büyülü olduğuna işaret ediyor.

Lee Pace ile hayat bulan Roy halihazırda çekim aşamasında olan bir filmde jön ( Sinclair) için tehlikeli olabilecek sahnelerde dublörlük yapmaktadır. Aynı zamanda çalıştığı setteki başrol oyuncusu kadına da aşıktır; ama maalesef kadın da filmin jönü ile ilgilenmektedir. Onu etkilemek istemektedir fakat yapamaz, “düşer”.

https://www.youtube.com/watch?v=QhARR-zmTCE (Açılış Sekansı, mevzubahis sahne)

Catinca Untaru ise Alexandria isimli ailesine yardımcı olmak için bahçelerde meyve toplayan bir Rumen kızını canlandırıyor. Tesadüf bu ya, meyve toplarken o da “düşer”.

Yine bir tesadüf vasıtasıyla tanışan Roy ve Alexandria rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı bir dünyanın kapısından içeri birlikte süzüleceklerdir.

surrealist-cinema-18

fall-5

Efsane ve masallarda yenilmesi gereken bir kötü, aşılması gereken bir eşik ya da kavuşması gereken sevgililer şarttır. Roy’un masalında da mücadele edilecek biri vardır, Vali Odious( ingilizce anlamı: tiksindirici, nefret edilesi). Tabii ki Roy’un anlatacağı masaldaki kötü karakter, Roy’un biricik sevgilisi ile arasındaki engel jön Sinclair ile özdeşleşecektir. Roy hikayeyi kurdukça  Alexandria ve Roy’un bilinci birbirine karışacak ve karakterler zihinlerinde kişilik bulurken her ikisininde aklındaki prenses tasavvurunun farklı olması bir varlık savaşına neden olacaktır.

mv5bmtuzodg3mdmynf5bml5banbnxkftztcwnja1njk1mq-_v1_sy1000_cr005891000_al_lp3glhkzdwlb9oxvirmbktedhdw

Hikayedeki altı fantastik kahraman da Vali Odious’un gazabına uğramıştır. Hepsinin içinde  Vali Odious’a karşı  ebedi bir kin ve koca bir demir madeni eritecek kadar kudretli bir intikam ateşi büyümektedir. Bu ortak amaç doğrultusunda yolları kesişecektir.

Bu beş kişi arasında kimler yoktur ki,

-Hintli şair Malik Muhammad Jayasi’nin bir Hint halk hikayesi olarak Padmavat’ta bahsettiği üzere, uğruna sefere çıkan sultanların olduğu,  göz kamaştıran anka kuşu kadar güzel kraliçe Rani Padmini‘yi kendi de bakmaya kıyamadığı gibi başkalarının görmesine katlanamayan ve böylece eşini bir kaleye kapatan Kral Rawal Ratan Singh.(Filmde sadece “Hintli” olarak geçmekte fakat karakterin hikayesi bahsi geçen esere dayanıyor.)

-Tarihte ABD’liler tarafından “insana en yakın ara geçiş formu” olarak ülkelerine getirilip sergilenen siyahi Afrikalı Ota Benga

1920’de New York’un finans merkezi Wall Street’i bombalayan, bomba uzmanı İtalyan Anaşist Luigi Galleani

-Ünlü biyolog ve doğa bilimci Charles Darwin ve yardımcısı maymun Wallace.

-Ve bir  Maskeli Haydut.

the-fall-0820

kagjsgu

Sürreal demişken Dali‘ye de değinmemek olmaz tabii, yönetmen Tarsem Singh filmi kurgularken Dali’yi hiç aklından çıkarmamış gibi. Muhakkak, Dali öyle bol ve muazzam eserler vermiştir ki gerçeküstü bir eser ortaya çıkarıyorsanız neredeyse ondan kaçmanız imkansızdır. Filmin içinde siz de karakterle bir dünya turuna çıkarken o yapıların mimarının Dali olduğunu düşüneceksiniz. Bilhassa bu etkilenme film afişinde en yüksek sesle bağırmaktadır.

(Salvador Dalí) Face of Mae West's--The Fall film afişi
(Salvador Dalí) Face of Mae– West’s The Fall film afişi

Film müzikleri de bir filmin yapıtaşlarından biridir. Bahsettiğim gibi izleyiciye her türlü duyguyu yaşatan bu eser Beethoven’ın 7. Senfonisi ile muhteşem bir aheng oluşturmuş. Hem bestenin hem de filmin aheste aheste artan epik yapısı birbirlerini kusursuz şekilde tamamlamış.

krishna_and_pandavas_along_with_narada_converse_with_bhishma_who_is_on_bed_of_arrows

c35f08013a8308a383e4c1e0e4198ee6

The Fall, 21 farklı ülkede ve 28 farklı bölgede çekildi. Hiçbir görsel efekt kullanılmadı, destanlar ve tarihi yapılarla zenginleştirildi.

hires-kaae-621x414livemint

90971e15c216949ef8bddf42e17546fe
(Üstteki savaş arabasının sancağı Hinduizmi temsil ediyor ve çizim Mahabharata’nın bir savaş bölümünü görselliyor. Filmdeki sancak ile benzerliği dikkat edilesi.)

Roy hayatla olan bağı zayıfladıkça hikayedeki kahramanlar için de kötü bir kader çiziyor, kendi yaşadığı içsel düşüşler ile birlikte kahramanlarını da birer birer ölüme sürüklüyor.

Tarsem Singh bu epik destansı masalı ile bizleri hayal edilmiş kadar güzel bir dünyaya davet ediyor.

https://www.youtube.com/watch?v=iO0LYcCoeJY

Mustafa Cem Cemaligil

 

CEVAP VER