EYOF’un Ardından

0
95
views

Hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz hafta içinde Erzurum uluslararası bir spor festivali olan EYOF 2017′ ye ev sahipliği yaptı. Organizasyonun her iki yılda bir düzenlenmesi ve organizasyona birçok Avrupa ülkesinden alanında başarılı, umut vadeden 14-18 yaş arası pek çok sporcunun katılması sebebiyle bu etkinlik genç sporcular için hem önemli bir tecrübe olanağı sunmakta hem de genç sporcuların kariyerleri için önemli bir basamak özelliği taşımaktadır.

Erzurum ise 2009′ dan itibaren başta 2011 kış üniversite oyunları olmak üzere çeşitli ulusal ve uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Erzurum’ un son olarak ev sahipliğini yaptığı EYOF 2017 ise toplamda 34 ülkeden 9 farklı branşta yarışmak üzere 650 sporcunun katılımıyla 11-18 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Etkinliğin hem Erzurum için hem de sporcular için bu denli önemli olması, etkinliğe dair birçok sosyal medya paylaşımını da beraberinde getirmektedir. Gerek EYOF’ a hazırlık gerekse organizasyon sürecinin sosyal medya ve televizyon  aracılığıyla bizlere ulaşması, özellikle ülkemiz sporcularına yönelik pek çok eleştiriyle karşı kaşıya gelmemize neden olmaktadır.

Ben de bu yazımda sosyal medyada gün içindeki müsabakaların ardından ve özellikle organizasyon sonunda yayınlanan ülkelerin kazandıkları madalyalar tablosu üzerinden yapılan ve herhangi bir gelişim amacı gütmeyen eleştirilere dikkat çekmek istiyorum.

Her ne kadar bir grup tarafından ülkemizin bu tablodaki sıralaması ve organizasyonda kazandığı madalya sayısı ağır bir şekilde eleştirilse de ben, 1991 yılından beri düzenlenen EYOF’ ta henüz madalya kazanamamış; spor denilince vatandaşlarının aklına futbol müsabakalarından başka bir branş gelmeyen; EYOF’un hangi şehirde olduğunu bile bilmeyen ancak eleştirecek skor tabelaları arayan insanların bulunduğu; Rusya’ya yenildiğimiz buz hokeyi maçının saatlerce alay konusu olduğu ancak Rusya’ yı yendiğimiz curling maçının konuşulmaya değer görülmediği; spor geçmişi birkaç mahalle maçı ve ilkokuldaki beden eğitimi derslerinde attığı birkaç takladan ileri gidemeyen insanların kış sporları eleştirmeni olduğu; spor kanallarının 24 saat futbol yayını yaptığı ülkemizde bu sporlara ilgi duyabilmiş, bu organizasyonda bizleri temsil etmeye hak kazanmış, başarı elde etmeyi klavye başındaki bizlerden daha çok istemiş olan tüm genç sporcularımızı gönülden kutluyorum. Bu tabloya baktığımız zaman yapmamız gereken şey genç sporcuları eleştirmek değil, çoğunun nasıl bir spor olduğunu bile bilmediğimiz bu dallarda bizleri temsil edebilecek düzeye geldikleri için onları desteklemek, onlarla gurur duymak; çocuklarımıza bu sporları sevdirmek ve çocuklarımızı bu sporları yapmaya teşvik etmektir. Bu nedenle, etkinlikleri izlemeye ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte gitmesinin, bu spor dallarında ülke olarak gelişebilmemiz için atılan en temel ve kalıcı adımlardan olduğuna inanıyorum. Böylelikle ev sahipliğini yaptığımız bu organizasyonlar ülkemizi sadece turizm açısından geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda bizlere kış sporlarını tanıtmakta da etkili birer araç niteliği taşımaktadır. Öyle ki Türkiye’nin ‘curling’ sporuyla tanışması Erzurum’un  2011 kış üniversite oyunlarına ev sahipliği yapmasıyla gerçekleşmiştir.

Sonuç olarak, ev sahipliğini yaptığımız her organizasyonunun ülkemizin spordaki gelişimi için bir avantaj olduğu gerçeğini göz ardı etmememiz ve ‘gelişimin’ de yalnızca eleştirmekle değil çocukların spora  daha çok teşvik edilmesiyle sağlanacağının bilincinde olmamız gerekir.

Destek ve teşviklerimizin bir amaca hizmet etmeyen  eleştirilerimizin önüne geçebildiği  bol sporlu günler görmek umuduyla…

Nurda ÖZTÜRK

CEVAP VER