Fazla Uzaklaşmış Olamazsın, Hala Aynı Gökyüzünün Altındayız

0
372
views

Uyuyorsun, sakince inip kalkıyor göğsün. Kıskanıyorum seni, huzurlu uykunu ve o eşsiz sesi. Kapıyorum gözlerimi, kulaklarım sadece seni duymaya hazır bekliyor-onlar zaten sadece seni dinliyor- tek bir amacı var kalbimin bunu yaparken: Seninkiyle aynı anda atmak.

Nefes almaya devam ediyoruz sonra, duyuyorum sesini. Kulaklarımda çınlıyor huzurun sesi. İstemsizce gelişiyor her şey: Aynı anda inip kalkıyor göğsüm, sen nefes aldıkça. Kalbim amacına ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyor, biliyorum. Hem de sana inat yapıyor bunu, her şeye inat!

Artık duyamıyorum sesini. Araya mesafelerin girmesine izin verdim, inadımı bırakalı çok oldu. Zorlamıyorum artık hiçbir şeyi. ‘Sana inat..’ diye başlayan cümlelerim tükendi. Zamanın akışıyla da artık yarışmıyorum, tersine kulaç atıp yormuyorum kendimi. Ama hala söz geçiremediğim şeyler var. Bilinçli olmayan, gözümü kapadığımda hatta bazen kapatmama bile gerek kalmadan otomatik olarak gelişen şeyler… Adın mesela, adın geçtiğinde vücudumda dolaşan elektrik söz dinlemiyor. Kalbimin atışını kulaklarımda duymamak içi gösterdiğim çabaysa suya yazı yazmaya benziyor. Beynim zonkluyor ve sesini duyar gibi oluyor kalbim. O andan itibaren kulaklarımla değil kalbimle duymaya başlıyorum: Kalbimde senin sesin, kulaklarımda eskisi gibi nefes alış verişlerinin sesi. Sonra her şey eskiye dönüyor. Bir yerlerde hissetmeye başlıyorum seni. Aynı anda nefes alıp vermeye çalışıyorum. Artık duymuyorum ki seni. Duymak için fazla uzak, hissedebilmek için hala fazla yakınsın.

Hayır, gözden uzak olan gönülden de uzak olamazdı ve evet, gönül sevmişti bir kere gözden uzak olsa ne faydaydı.

Hissediyorum, fazla uzaklaşmış olamazsın; hala aynı gökyüzünün altındayız.

Kupa Kızı

CEVAP VER