Pazar Pasajı: Aynalar Koridorunda Aşk – Mustafa Ulusoy

0
370
views

Ayna

“Yüzüne bakar mısın?”
“Kimin yüzüne bakayım? Seninkine mi?” diye sordu Kırmızı.
“Benimkine bakıyorsun zaten. Kendi yüzüne bakar mısın?”
“Kendi yüzüme bakamam ki.”
“Hayatında kendi yüzüne bakmadın mı hiç?”
“Baktım tabi,” dedi Kırmızı uysal uysal, “ama ancak aynaya bakarak kendi yüzüme bakabilirim.”
Dr. Mavi, masasının üstünde duran küçük el aynasını alıp Kırmızı’ya uzattı.
“Lütfen yüzüne bakar mısın şimdi?”

Kırmızı tereddütle aynayı eline aldı. Aynaya bakma meselesinin, kendine ilişkin özenle gizlenen bir gerçeği ortaya çıkarmak için planlanan bir teknik olduğunu sezinliyordu ama bunu direkt yapsa olmaz mıydı Dr. Mavi? Aynayı tam yüzüne tutacaktı ki vazgeçti. Bir şeyler söylemesi gerektiğini düşündü fakat uygun kelimeleri bulamadı. Göz ucuyla Dr. Mavi’nin yüzüne baktı. Aynı ciddiyet vardı yüzünde, sanki yüzüne yapışıp kalmış gibi. Onu hiç bu kadar ciddi görmemişti. Nedendi acaba? Neyin peşindeydi acaba? Bir yanı bu ayna meselesi nereden çıktı şimdi diye aynaya bakmaya itiraz ediyor diğer yanıysa mutlaka bir sebebi var diyerek bir an önce bu sebebi öğrenmek istiyordu. Nihayet, aynayı yüzüne tuttu ve uzun uzun baktı.
“Baktım.”
“Aynada ne görüyorsun?”
“Ne görebilirim, kendimi görüyorum tabi ki.”
Dr. Mavi’nin beklediği cevap tam da buydu. Dudaklarının gayriihtiyari bir tebessümle büküldüğünü fark edince hemen toparladı kendini. İnsanların, ilişkilerdeki en büyük yanılgısını keşfetmenin verdiği kibirle karışık haz dudaklarında bir gülümsemeye dönüşecekken yakalamıştı benliğini. Keşfettiğim şey aslında küçücük bir ayrıntı ama sonuçları insanın tüm hayatını etkileyebilir, diye fısıldıyordu nefsi. Evet, bu keşif önemliydi önemli olmasına ama Dr. Mavi’nin değil Beyaz’ın keşfiydi. Nefsine bunu hatırlatınca nefsinin keyfi kaçtı, bozulmuştu. Vicdanı ve kalbiyse rahatladı.
Beyaz’ın keşfi çok küçük bir ayrıntıydı. Küçük ayrıntı deyip bir kenara atmamak lazım. Küçük ayrıntılar, küçük sorunlar da bazen insanın önünü ciddi biçimde tıkayabilir. Şunun gibi. Son model bir Airbus uçağın tüm motorları çalışıyor. Mürettebat hazır. Pilot kabinde oturuyor, uçuş takımlarını kontrol ediyor. Uçağı yavaşça hareket ettirip uçuş pistine doğru götürecek. Ama uçak santim yerinden kımıldamıyor. Pilot endişeleniyor. Göstergelerine bakıyor. Motorların hepsi olması gerektiği şekilde çalışıyor. Basıncı kontrol ediyor. Bütün göstergeler normal. Hiçbir sorun görünmüyor. Uçak daha iki saat önce mühendislerin sıkı bir kontrolünden geçmişti.
Öyle devasa bir sorunu yok uçağın.
Uçağın tekerleklerinin önündeki takozlar kaldırılmamış! Onlar kaldırılmadan çok güçlü motorlara sahip bir uçak bile santim yerinden kımıldayamaz.
Beyaz da sık sık, “İnsanın yaşamını tıkayan, çoğunlukla büyük sorunlar değil, küçük takozlardır,” demiyor muydu? Dr. Mavi, Kırmızı’ya “Sanmıyorum. İstersen bir kez daha bak. Gerçekten kendini mi görüyorsun?” dedi.
Kırmızı, “Ayıkla pirincin taşını, Dr. Mavi, ciddi misin? Aynaya baktım ve tabii ki kendimi gördüm, niye bir daha bakayım ki?” dedi.
“Aynada gördüğün kendinsen, o zaman benim karşımda gördüğüm kim oluyor? Ya da aynı anda nasıl iki tane aynı sen olabiliyor?”
Kırmızı destek almak ister gibi ona baktı. Bir an kendini bir yarışma programında doğru cevabın peşinde koşan yarışmacı gibi hissetti. Cevap ya çok basitti ya da çok zor. Basit bir noktayı kaçırmış olma ihtimali üzerinde durdu. Sıkıntıdan terlemiş ışıl ışıl şakaklarını avuçlarının arasına alarak umutsuzca kendi kendine konuştu. “Aynada gördüğüm kim? Benim. Ama Dr. Mavi ben olmadığımı söylüyor. Ben şimdi koltukta oturuyorum. Ben koltukta oturuyorsam, aynada gördüğüm ben olabilir mi? Aynada gördüğüm ben değilsem, kim o zaman kim? Aynada kendi yansımamı görüyorum. Ama Dr. Mavi bunu kabul etmiyor. O zaman ne söylememi istiyor ki bu adam?”
Kırmızı gözlerini kısıp temizlik bezi sıkarmış gibi tüm zihni melekelerini sıkıştırdı ve “Aynada gördüğüm, benim yansımam” dedi patlarcasına, sonra kendini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı. “Daha başka ne söylememi istiyorsun? Aynada kendi görüntümü görüyorum işte. Gördüğüm şeyin ben olmadığını söylemen saçmalık.” Benden bu kadar dercesine koltuğa yaslandı.

Dr. Mavi’nin yüzüne genişçe bir tebessüm yayıldı. Her şey tam istediği gibi ilerliyordu.
“Şimdi hem doğru söyledin, hem yanlış. Hem ‘aynada kendimi görüyorum’ diyorsun, hem de ‘aynada kendi görüntümü görüyorum’ diyorsun. Hangisi doğru?”
“Hımm, anladım. Söylememe gerek yok herhalde, doğru olan, ‘aynada kendimi değil görüntümü görüyorum.’”
“Evet, tam tamına öyle. Aynada gördüğün kendin değil, sadece onun yani kendinin bir görüntüsü. Bu ikisi arasındaki fark o kadar önemli ki Kırmızı.” Bu farkı o kadar iyi idrak ettirmek istiyordu ki ona, Kırmızı’nın gözündeki ilgi dolu bakışı görünce çok sevindi. “Aynada gördüğüne kendim dediğinde, kendi varoluşunla aynadaki görüntüyü özdeşleştirmiş oluyorsun. Varoluşunun bizatihi kendisini unutup aynadaki görüntüsüne sığınıyorsun.”

Bu pasaj Mustafa Ulusoy’un Kapı Yayınları’ndan çıkan Aynalar Koridorunda Aşk adlı kitabından alınmıştır.

Hazırlayan: Ebubekir Taha BUĞUR

CEVAP VER