Hayat Gayesi Ne Olmalı: Bilmeyenden Notlar

1
391
views
Aslında bu konu üzerine konuşmak benim için pek erken bir dönem olsa da kendi yanlışlarımdan çıkardığım sonuçlar ile bu yazıyı hazırladım. Hayatın gayesine dair bu yazının aslında hedefinde genç dimağlar olsa da her yaştan insanın hayata dair bir şeyler bulabilmesi temennisi ve isteği ile sözlerime başlıyorum.
İnsanlar hayatı boyunca yaptığı işlerin pekçoğunda işleri araç olarak kullanılır ve yaptığı işle bir sonuca gider, sınava hazırlanır, amaç üniversite kazanmaktır sonunda, araba sürer ve maksadı bir yere ulaşmaktır. Aynen bu işler gibi hayatın bir gayesi olmalıdır. Ölmek olabilir mi bu gaye? Son o ya hani. Böyle düşününce Nasrettin Hoca’nın ”Hiç Olmak” fıkrasına hak veresi gelir insanın. İnsanın elini kolunu bağlayan ve tüm kazanımlarını sıfıra müncer kılan bu son.

Fen lisesi kazan, tıp fakültesi kazan, TUS kazan, para kazan, itibar kazan, şöhret kazan  ve tüm bu kazandıklarını bırak, git. Hem de kaçınılmaz bir şekilde. Aslında yirmi dört yaşında tüm bu varoluş yükünü çekmek yerine pekçok üniversite öğrencileri gibi üniversiteyi arkadaş edinmek için bir araç olarak düşünüp sonunda iki satır yazı ile okuldan mutlu birkaç kare fotoğraf ve anı ile mezun olmak mantıklı olabilir tabi ki.

Bu sosyal olmayalım ve diploma almayalım gibi boş sözler aklınıza getirmemeli.
Ben burada güneş kadar hakikati olan, gündüz gibi aşikar bir şeyden bahsediyorum. Gözlerimizi yumup kendi gecemizde mutlu olmayı istememizin yalnızca gaflet olduğuna inanıyorum.

Peki hayat kısa ve gelip geçici ise, bu kısa hayatta günün zevklerine azami dalmak maksatlı yaşamak mı yahut kısa hayatı çalışarak dolu dolu geçirmek mi?

Aslında bunun kesin bir cevabı yok, çünkü gelecek meçhul ve yarın olmayabilir, onun için yarın için çalışmak beyhude olabilir ve bugünü kaçırmaya yarar yalnızca.

Bugünü yaşayalım desek yarın ilk terslikte düzen değişebilir ve haysiyetimize halel gelebilir. Ciddi bir gelecek bizi beklemiyor bunda.

Onun için en temele, gelip geçici olan hayatın merkezine bir yaşama amacı koymalı insan, bir gayesi olmalı, gaye ise tüm hayat boyumca peşinden koşulsa dahi bitmeyecek genişlikte ve eldeki imkanlar ile her gün üzerine birkaç taş koyulabilecek nitelikte olmalı,  mesela Türkiye’de ağaç dikilmemiş dağ bırakmayacağım gibi.

Bu amaç çerçevesinde her gün bir şeyler yapmalı, bugünün günlük zevklerini kaçırmadan hayat maksadına her gün bir şeyler katmak. Asıl güzel olan bu sanırım.

Yani hayatında asıl maksadın hiçbir sınav değil genç arkadaşım, 

Hayatını kısaca planla,
Bugünü unutma,
Ardına yarının sınavını koy,
Onun önüne TUS’u koy, bunların önünde hayat amacın olsun,
Öteler için çalışmayı unutma,
Bir gününü böyle planlar isen pişman olmazsın diyemem ama elli yaşında ben yaşamadım çocuğum yaşasın dediğin daha az şey olur.
Unutma sınavlarda başarılı olmak değerdir ama hayat her an sınavdır, hayat başarısı sınav başarısı gibidir ancak kendini yetiştiren insanlar içindir.
Hayatını kimsenin eline verme, kararını da.
İstişare yapabilirsin ama insanların ne kadar önemsediklerini bilmediğin konular hakkındaki görüşlerini direkt hayatının, kararının ortasına koyma, hayat çelik ellerle atılmış zar olmalı demişler, işte.
Tabi tüm bunlardan öte kader var, bilmeden geldik, bilmediğimiz tarih ve coğrafyaya gözlerimizi açtık, bilmeden gideceğiz.
Bunları bil ve sonu olan bir ömrü dolu dolu geçirmeye bak, günün magazini seni ayatmasın, kibrini bırak ve gözünü güneşi bilmek maksatlı açık tut.
Ve şunu unutma,
Hayatta kazası olmayan tek ibadet yaşamaktır.

M.Sefa YELLİCE