Yunanistan’da Bir Türk Kızı: Pelin Aykut

0
1135
views

Herkese merhabalar, bugün Fakültatif’te bu yazı yurtdışında geçirmek isteyenler için harika bir röportajımız var. Tam da zamanı gelmişken Pelin’in evs tecrübelerini sizle buluşturmak istedim. Umarım aklınızdaki sorulara cevap olabiliriz 😃

FT: Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Seni tanıyalım öncelikle.
PA: Ben Pelin Aykut. Diş hekimliği ikinci sınıf öğrencisiyim. Geçtiğimiz eylül ayında evs programıyla bir ay Yunanistan’daydım.

FT: Bilmeyenler için kısaca evs nedir?
PA: Evs bir sivil toplum kuruluşu ve yerel topluluk için yardımseverlik çalışmalarında bulunan bir organizasyon. Gönüllü olarak çalışanların yiyecek, barınma, dil eğitimi (yerel), az miktarda cep harçlığı sağlayan ayrıca avrupa birliğine dahil ülkelerden gönüllünün seçtiği herhangi birinde ve projede kısa ya da uzun dönem çalışmasını sağlayan bir organizasyondur.

FT: Başvuru süreci nasıldı?
PA: Başvurmak oldukça kolay. Üniversitenin sitesinde var başvuru formu. Kişisel bilgilerini dolduruyorsun ve referans bir hoca yazıyorsun. Herhangi bir hoca olabilir, fakültenden olmasına gerek yok.

FT: Peki kimleri kabul ediyorlar programa, seçilme kriterleri neler? Motivasyon mektubu yazdın mı?
PA: Kriterler biraz lafın gelişi. Mesela ingilizce seviyenin orada seni dolaştıracak kadar olmasını istiyorlar. Ancak benim de oraya giden arkadaşlarımın da o kadar iyi bir ingilizcesi yoktu. Belki beni okulumdan dolayı seçmişlerdir. Bir de ilk kez başvuranlara çıkma olasılığı daha yüksek. Motivasyon mektubuna da gerek yok.

FT: Evs için pek çok ülke alternatifi var. Kendiniz mi seçiyorsunuz ülkeleri?
PA: Evet, kendimiz seçiyoruz. Ancak Yunanistan’a bizle gelen bir arkadaşım aslında Portekiz istemiş. Yer ayarlanamayınca arayıp seni Yunanistan’a alabiliyoruz olur mu demişler. Yani biz seçiyoruz ama onların dediği oluyor gibi bir şey.

FT: Peki gönüllülük çalışmaları kapsamında neler yapıyorsunuz?
PA: Ben gitmeden önce orda türkçe metinleri ingilizceye, ingilizce metinleri türkçeye çevireceğimizi biliyordum. Ama oraya gidince bir bahçede botanik görevi verdiler. Küçük bir yer. Türkiye’den dört kişi gitmiştik. Dördümüz haftada üç gün yarım gün çalışıyorduk. Çapaladık falan, çiçek falan ekecektik. Ama bize bu kadar yeterli dediler. Çalışırken başımızda kimse yoktu, rahat bir ortamdı. Haftada iki gün de yunanca öğrettiler. Alfabeyi, basit kelimeleri falan.

FT: Barınmayı da onlar ayarlıyorlar. Nasıldı evlerin durumu?
PA: Bizim kaldığımız ev biraz kenar mahalle gibiydi, kendinize dikkat edin diye uyarmışlardı. Bir apartmanda karşılıklı iki daire halindeydi evimiz. Bizim dairede dört Türk kız kalıyorduk. Karşı dairede de üç İtalyan kız, iki Türk erkek kalıyordu. Erkeklerle İtalyan kızların odaları ayrı, ancak banyo, lavaboyu ortak kullanıyorlardı tabi. Diğer evs yapan arkadaşlarım da kız erkek kalıyorlardı, yani benim kaldığım yerin ayrı olması tesadüftü. Dolayısıyla gidecek insanlar bunu bilerek gitsinler. Onun dışında yemekleri kendimiz yapıyorduk. Her hafta pazara gidip alışverişimizi yapıyorduk. Kişi başı 230 € para veriyorlar bunun için.

FT : Bu para yetiyor mu, kendi cebinden bir ayda ne kadar harcadın?
PA: 230€ yemek ve ulaşım için. Bu para kısıtlı yaşarsan yeter. Ama gezemezsin fazla. Ben toplam 600€ harcadım.

FT: Yunanistan evs için nasıl bir ülke? Diğer ülkelere göre avantajı dezavantajı neler?
PA: İlk başta Yunanistan çıkınca üzüldüm. Avrupayı gezmek istiyordum ve Yunanistan biraz uzak kalıyordu. Gezemem diye üzüldüm. Sonra İtalya’da evs yapan bir kız bizi ziyarete geldi, evden bir kızla arkadaşmışlar. İtalya’da aç kaldığını; makarna ve pizzadan bıktığını söyledi ve pahalı bir ülke Yunanistan’a göre. Yunanistan avrupa ülkeleri arasında en ucuz ülke. Ayrıca Yunanistan’la bizim yemek kültürlerimiz çok benziyor. Domuz eti yememek için dışarda et yemedik sadece. Atina’da kaldık ve metroyla her yere gidebiliyorduk. Onun dışında Romanya’ya köy gibi demişlerdi. Orda evs yapan bir arkadaşım eğlenmeyi çok seven bir halkının olduğunu, festivallerde, şölenlerde çok eğlendiğini söyledi. Yani herkesin görüşü farklı, senin ne istediğine bağlı.

FT: Peki farklı ülkelere geçip gezebiliyor musun?
PA: Bizden önce evs yapanların izni varmış. Ancak bunu suistimal ettikleri için izin vermediler bize. Çantalarını koyup gezmeye gitmişler, gönüllülük görevlerini yerine getirmemişler. Biz kısa dönem olduğumuz için iki gün izin hakkımız vardı, iki günde haftasonuyla birleştirip bir yerlere gizli gidebilirdik ama gün az ve mesafe uzak olduğu için bu fikirden vazgeçtik. Uzun dönem yapanların izin hakları da fazla olduğu için onlar gidebiliyorlardı.

FT: Evs sence tehlikeli mi?
PA: Bence değil. Aslında kaldığımız yer kenar mahalleydi. Ama biz dört kişiydik iki kız, iki erkek. Geç saatte iki kız dönseydik eve çekinebilirdik, erkeklerin yanımızda olması, kalabalık olmamız iyiydi.

FT: Halk yunanca konuşuyor onlarla nasıl anlaştın?
PA: Halk yunancanın yanında ingilizceyi çok iyi konuşuyor. Herkes ingilizce biliyor yani. Mesela İtalya’da ingilizce bilen az olduğu için orda evs yapan arkadaş zorlandığını söylemişti. Ayrıca müthiş Türk dizisi izliyorlar. Bizle dizi kritikleri yaptılar. Burak Özçivit hayranılar. “Tamam, abicim” gibi basit kelimeleri dizilerden öğrenmişler.

FT: İngilizceni geliştirmen açısından faydalı mıydı?
PA: Çok faydası oldu diyemem, basit şeyler alışverişte falan hızlandı. Dörtlü arkadaş grubumuzda Mehmet’in ingilizcesi iyiydi ve genelde bizim yerimize de o konuştu , zaten türklerle bir arada olunca türkçe konuşuyorduk.

FT: Orda pontuscu biriyle tanışmıştın, onu anlatır mısın okurlarımıza?
PA: Orda aramızda türkçe konuştuğumuzu duyup bizle tanışan çok Yunan oldu. Gelip benim dedem orada yaşamış ya da benim anneannemin mezarı orda diyen oldu. Hatta bir amcayla tanıştık. Yirmi yaşına kadar İstanbul’da yaşamış sonra Yunanistan’a gelmiş. Çok güzel Türkçesi var, İstanbul’da bir sürü anısını anlattı bize.

Arkadaşlarımızdan Mehmet Trabzonlu. O Yunanistan’da hala horon oynayan bu kültürü yaşatan insanlar olduğunu biliyormuş. İşte araştırdık, bir mahallede yaşıyorlarmış. O mahalleye gittik ve şölene denk geldik. Bütün gençler horon biliyordu, hiç kültürlerini unutmamışlar. Orda bir amca bize omzunda pontus dövmesini gösterdi. Sümela Manastırı’ndan bahsedince bize tüylerim diken diken oldu dedi, kollarını gösterdi. Hala oralara hasret ve özlem içindeler yani. İlginç olan çocuklarına bunu çok iyi anlatmışlar, şaşırdık. Gençler hiçbir şey yaşamadıkları halde, bir anıları bile olmadığı halde aynı duyguyu taşıyorlar.

FT: Yunan kültürüyle temasın oldu mu?
PA: İki kere tavernaya gittik. Orada buzuki denen bir müzik aletleri var. Saza benziyor. Onla sirtaki çaldılar. Yaşlı bir amca beni kaldırdı dansa, ben de bilmiyorum ama kalktım yine de. Sonra diğer insanlarda kalktı. Herkes eğlendi. Orada çalan müziklerle türk ezgileri aynı zaten. Kim kimden çalmış bilmiyorum ama ezgi aynı sözler farklı.

FT: Peki, Yunanlar tanrılarını altın kurala göre heykelleştirmişler. Kendileri nasıl, kızları güzel mi, erkekleri yakışıklı mı?
PA: 40 yaş ve üstü Türklere çok benziyor. Gençleri ise kızların fizikleri güzel, yüzleri de eh. Erkekleri daha güzel, erkek güzelleri böyle.

FT: Evs yapanların ihtiyacı olacak üç şeyi soralım?
PA: Sırt çantası, hırka, rahat spor ayakkabı. Sırt çantası her şeyini doldurabilmen açısından kullanışlı. Ben hep yazlık şeyler götürmüştüm ama havalar soğudu ve hırka lazım oldu, gece yatarken üşüdüm. Rahat spor ayakkabı da çok önemli. Çoğu kez eve döndüğümde ayaklarımı kesmek istediğimi hatırlıyorum.

FT: Bir daha gitsen hangi ülkeyi tercih ederdin?
PA: Fransız kültürünü ve dilini öğrenmek için Fransa’yı isterdim. Ama çok zor Fransa’nın çıkması. İngiltere’de öyle, imkansız gibi bir şey.

FT: Son olarak Fakültatif Tıpçı’yı uzun zamandır takip ediyorsun. Bizim hakkımızda ne düşünüyorsun?
PA: Çok güzel bir oluşum, kaliteli yayınlar var. Çok da iyi yürütüyorsunuz. Keşke bizim fakültede de olsa diyorum. Seneye bunun için bir şeyler yapmayı düşünüyorum hatta.

FT: Çok teşekkür ederiz.
PA: Ben teşekkür ederim.

Tuğçe ÇAKIR

CEVAP VER