MADAM BUTTERFLY ÖLMEYİ REDDEDERSE

0
522
views

*** Madam Butterfly, Giacomo Puccini tarafından hazırlanmış, 3 perdelik bir operadır. Gösterinin ilk sahneleniş tarihi 17 Şubat 1904’tür. Gerçek adı Cio- Cio- San olan Madam Butterfly’ın hayat hikayesini anlatır. 15 yaşındaki Madam Butterfly, Japonya’ya gelen Amerikan subayı Pinkerton ile evlenir ve dinini değiştirir. Dinini değiştirdiği için ailesi onu reddeder. Pinkerton bir süre sonra evi terk eder, bu sırada Butterfly hamiledir ve senelerce Pinkerton’un geri dönmesini bekler. Pinkerton ise Amerika’da evlenmiştir ve bir gün oğlunu almak için Japonya’ya gelir. Acı gerçeği öğrenen Butterfly ailesinden kalma hançer ile intihar eder. ***

Erendiz Atasü’nün Dullara Yas Yakışır kitabındaki Madam Butterfly Ölmeyi Reddederse öyküsü, Puccini’nin bu ünlü operasının yeniden yazılışıdır. Atasü, bu operayı yeniden yazarak, evrensel kadın algısına büyük bir eleştiride bulunur ve okuyucuyu kadının toplumdaki yerini sorgulamaya sevk eder. Japonya’ya gelen bir Amerikan askeriyle aşk yaşayan kadının terk edilmesiyle intihar edişini anlatan bu öyküdeki yıllardır kabul görmüş noktaları değiştirerek, yıllardır toplum tarafından benimsenmiş “kadın algısı”na eleştiride bulunur, ve okuyucuya açık uçlu birçok soru sorar: “Madam Butterfly Ölmeyi Redderse? Cio- Cio- San kelebek olmaktan vazgeçerse? Kutsal acının güzel ve ince simgesi: “kadın” acı çekmeyi bırakırsa?

Toplumdaki klasik kadın anlayışına başkaldırı niteliği taşıyan bu öykü Pinkerton’un Japonya’ya gelmesiyle başlar. Anlatıcı bu kısmı şöyle anlatır: “Pinkerton karaya ayak basar basmaz kendisinden önce ve sonra yabancı diyarlara görevle giden sayısız askerin yaptığını yineledi. Ne eksik, ne fazla… Yerli bir kız sevdi… (99).” Bu sözlerle öykü karakterinin hareketinin kültürler üstü ve erkeğe özgü olduğu vurgulanır. Pinkerton, sevgilisi “inci çiçeği kadar beyaz ve ince, bir gül yaprağında titreşen çiğ tanesi kadar saydam” olduğu için onu kelebeğe benzeterek, ona Madam Butterfly ismini verir. Bununla birlikte asıl adı Çoi Çoi San olan Japon geyşanın sevgilisi Pinkerton tarafından Butterfly olarak anılmasına yapılan yorum da şöyledir: “Pinkerton ona ‘Butterfly’ diyordu, yani ‘kelebek’… Güzel geyşa bayıldı yeni ismine… Hemen ‘Çoi Çoi San’ı bir kenara kaldırdı; ‘Butterfly’ı benimsedi. Hiç düşünmedi, ‘niye durup dururken bu böcek ismini taktılar bana’ diye.” (100).  Operadaki isim değiştirmeye yapılan bu eleştiri aynı zamanda kadının kimliği üzerinde erkeğin bu kadar kolay söz hakkı oluşunun da bir eleştirisidir. İsim değiştirme üzerinden verilen kimlik karmaşası, daha sonra karakteri bir iç çatışmaya sürükler. Madam Butterfly öyküsünde, değiştirilerek okuyucuya sunulan operanın başkarakterinin iç çatışması şu monologla okuyucuya sunulur: “Artık Çoi Çoi San değildi. Pinkerton gittiğine göre artık Butterfly da değildi.” (101).

Yıllar sonra –operada olduğu gibi- Pinkerton geri gelir ve çocuğunu alır. Yaşamda her şeye hakkı olan erkeğe karşı çocuğunu da yitiren ve yaşamını yeniden kurmaya hakkı olmayan tek eşe veya aşka sadakatle yükümlü kadının yok oluş sahnesi: Butterfly eline hançeri alır ve tam harakiri yapacakken ölmeyi reddeder. Bu durum aslında bir yandan klasik haline gelmiş operaya başkaldırı iken diğer yandan klasik kadın anlayışına da başkaldırıdır.  Bunun üzerine nam-ı diğer Madam Butterfly’a itiraz ederler ve şöyle derler: “Kaç kez söyleyeceğiz, siz insanlığa aitsiniz. Siz kutsal acının en güzel ve ince simgesisiniz.” (103). Madam Butterfly’ın kurgudaki tek yeri acının simgesi olmaktır ve bunu reddettiğinde itiraz edilir. Atasü, toplum tarafından kadına biçilen ‘acı çekme zorunluluğunu’ reddeder ve katı bir şekilde eleştirir.

Öyküde kadının kimliği ve toplumdaki yeri sorgulanmaktadır. Kuşkusuz kadın ne Coi- Coi- San’dır, ne de Madam Butterfly. Peki, kimdir kadın? Atasü, yıllarca insanlar tarafından beğenilerek izlenen ve kabul gören bu operanın gidişatını değiştirerek, kadının ne olmaması gerektiğini okuyucuya gösterir. Kadın, kim olacağına ise kendi karar verecektir. Ne eşi, ne sevgilisi, ne ailesi, ne de toplum. Öykünün sonunda Butterfly ne kendisine kabul ettirilmek istenen değerlere ne de olmak istediği kimliğe sahip çıkamadığı için “yokluk” duygusuna kapılır. “Yaşıyor muydu ki? ”… “Belki o ve onun gibiler hiç yaşamıyordu” (104). Zaten yaşamadığını anlayan Butterfly öykünün orijinaline dönmeye karar verir ve kendini öldürür. Kendini yitirdiği için ölmeye karar veren Butterfly, ölüm sahnesindeki söylenecenin değiştirilmesini ister ve şunları söyler:

“ başka bir nedenle harakiri yapacağım. Kendimi yitirdiğim için öleceğim.” (105)

Eda Gül Karaca

KAYNAKÇA:

Menteşe, O. B. Atılım Sosyal Bilimler Dergisi 1(2), 7- 18 Postmodernizm ve Feminizm Birlikteliği: Angela Carter ve Erendiz Atasü’den Birer Öykü.

Atasü, E. (2012). Dullara Yas Yakışır. İstanbul: Bilgi Yayınevi

 

CEVAP VER