Bir Değil İki TUS Birincisi Dr. Gizem Pehlivan ile Röportaj

0
4522
views

Fakültatif Tıpçı: Merhabalar, öncelikle bize zaman ayırıp, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Gizem Pehlivan: Merhaba, bu röportajınızda beni konuk ettiğiniz için ben teşekkür ederim. Kısaca kendimden bahsetmem gerekirse, Atatürk Fen Lisesi’nden 2011 yılında mezun oldum. Ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Program’dan 2017 yılında dördüncü olarak  mezun oldum. Eğitime önem veren bir ailenin en büyük kızı, iki sevimli kardeşin ablasıyım.

FT: 2017 Nisan TUS’ta ve 2017 Ağustos TUS’ta Türkiye birincisi oldunuz. Hem internken hem de mezunken girdiğiniz her iki TUS’ta da Türkiye birincisi olmanız çok büyük bir başarı. Öncelikle tebrik ederiz. Bize biraz TUS sürecinizden bahseder misiniz?

GP: Teşekkür ederim. Öncelikle TUS süreci hayatımın en zorlu dönemlerinden biriydi. Ancak TUS sonucumu gördüğüm an da hayatımın en heyecanlı, en adrenalin, serotonin ve dopamin dolu anlarından biriydi. Uzun zamandır vermiş olduğum emeğin karşılığını almış olduğumu görmek beni çok mutlu etmişti. Açıkçası sınava hazırlanırken iyi bir sonuç elde edeceğimi tahmin ediyordum ama bu kadar iyi bir sonuç benim için de sürpriz olmuştu. TUS başarısının altın kelimeleri bence motivasyon ve disiplin. TUS çok fedakarlık ve emek isteyen bir sınav. Benim için sınava çalışmamı kolaylaştıran ve başarımda etkisi olduğunu düşündüğüm şey benim sınava karşı bakış açımın diğer adaylardan biraz daha farklı olmasıydı diye düşünüyorum. Ben TUS’u bir külfet, bir yük gibi algılamak yerine; tıp fakültesi hayatım boyunca öğrendiğim bilgilerin tekrarını yapabileceğim, zamanında öğrenemediğim şeyleri öğrenmek için bir fırsat olarak gördüm.  Çalışırken aynı bilgiler yeniden öğreniliyor yeniden unutuluyor. Ben toplamda yaklaşık 6-7 tekrar yaptım. Bunu da boş bir günde ortalama 9-10 saat çalışarak yaptım. TUS çalışmak her seferinde bu sefer dikkatli okudum artık unutmam herhalde deyip yine unutmak demek J O zamanlar herkes gibi ben de “Acaba ben yeterince iyi öğrenemiyor muyum?” diyordum, bu tür endişeleri olanlar için bu durumun doğal olduğunu endişelenmeye pek gerek olmadığını söylemek isterim.

Bazı noktalarda umutsuzluğa kapıldığım, motivasyomu kaybettiğim, yeterince çalışmadığımı düşünüp kendime kızıdğım zamanlar oldu. İki yıl boyunca aynı motivasyonu, çalışma azmini göstermek mümkün değil, açıkçası şart da değil. Herkesin dönem dönem çeşitli nedenlerle çalışamadığı zamanlar oluyor. Böyle zamanlarda sürecin herkes için benzer işlediğini düşünmek, geçmişte kaybedilen zaman yerine geleceğe odaklanmak lazım. Ayrıca ara ara mola vermenin, yeniden daha istekle çalışmak açısından faydalı olduğunu düşünüyorum.

FT: TUS sürecinde dersaneye gitmenin avantajları ve dezavantajları konusunda neler söylersiniz? Dersaneye gitmeden de başarılı olunabilir mi?

GP: Ben dersanenin sıanava hazırlanırken belli bir çalışma ritmini sağlama açısından büyük bir kolaylık sağladığını, bununla birlikte dersaneye gitmenin şart olmadığını düşünüyorum. Dersaneye gitmeden de oldukça iyi başarı gösterenler olabiliyor. Ancak dersanelerin adaylara kaynak sağlama, bilgileri daha kolay hatırlanır hale getirme ve bir çalışma programı oluşturma açısından büyük bir kolaylık sağladığı da bir gerçek. Daha önceden bir bilginin ne şekilde sorgulandığını ve sorulabileceğini bilen bir kişiden o konuyu dinlemek zorlu süreci bir nebze olsun kolaylaştırıyor. Bu vesileyle hocalarıma buradan çok teşekkür ederim.

FT: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde aldığınız eğitimin TUS başarınız üzerinde ne derece etkili olduğunu söyleyebilirsiniz?

GP: Fakültede aldığım eğitimin TUS başarımda önemli olduğunu düşünüyorum. Alanında marka olan isimlerden ders alma, onların hastaya yaklaşımını gözlemleme şansımız oldu. TUS çalışmaya başlarken iyi bir temelle başlamak kesinlikle önemli bir avantaj sağlıyor. Son iki TUS’tur özellikle TUS sorularının formatında belirgin bir değişim var. Klinik oryante sorular daha çok sorulmaya başlandı. Eskisi gibi spot bilgiler TUS’ta daha az oranda soruluyor. Eğer Nisan TUS için konuşacak olursak ortalama netlerin düşük olmasının bir nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Okulda gördüğümüz klinik eğitim, hocalarımızın ve asistanların hastaya yaklaşımını görmek klinik nosyon kazanmayı sağlıyor. Ayrıca hangi bilginin kilinik karşılığının olduğunu, bu nedenle sorulma potansiyelinin yüksek olduğunu anlama konusunda yardımcı oluyor.

FT: TUS’a hazırlanan internlere neler tavsiye edersiniz?

GP: İntörnlükte TUS çalışmak oldukça zor. Ben beşinci sınıfta altıncı sınıfa göre daha iyi ders çalışmıştım. Bir yandan servis ve polikliniklerde çalışmanın getirdiği fiziksel ve zihinsel yorgunluğun üzerine bir de TUS çalışacak enerji ve zamanı bulmak zor olabiliyor. Bu yüzden beşinci sınıfı iyi değerlendirmek önemli. Beşinci sinifi minimal konu eksiği ve iyi bir temelle kapatmak gerekiyor. İntörnlükte de mümkün olduğunca çalışabilecekleri her fırsatta çalışmalarını, çalışamadıkları zamanlarda da en azından fikren TUS’tan kopmamalarını, daha rahat stajlarda da eksiklerini kapatmaya çalışmalarını öneririm.

FT: 4. Sınıfta stajların hakkını vermek mi, yoksa bir yandan offline dinleyip TUS çalışmak mı mantıklı sizce?

GP: TUS çalışmaya ben 5.sınıfta başladım. Dediğiniz gibi daha erken bir dönemde başlayanlar olabiliyor. Ben düzenli çalışabilecek bir kişinin beşinci sınıftan önce başlamasına gerek olmadığını düşünüyorum. Ben 4. ve 5.sınıfta fakültedeki derslerin neredeyse hepsine katıldım. Bazen TUS çalışmak için okulu ihmal edenler olabiliyor ama ben bu yaklaşımı çok doğru bulmuyorum. Biz tıp fakültesine TUS’ta derece yapmak için değil iyi bir hekim olmak için girdik öncelikle. Bunun dışında da bu yaklaşımın TUS açısından da avantaj sağlayacağını sanmıyorum. Çünkü nerdeyse herkes TUS’a dersane kitaplarından çalışıyor ve aynı kitaplar kullanıldığı için aynı kulvardaki öğrenciler üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri biliyor oluyor. Bu noktada farklı bir şeyler bilmek veya soruya klinisyenin gözüyle yaklaşabilmek soru yaptırıyor. Fakültede belki o gün tesadüfen duymuş olduğunuz bir bilgi veya textbookta gözünüze çarpan bir bilgi sınavda karşınıza çıkabiliyor ve bu soruyu yapmak puan anlamında önemli bir avantaj sağlayabiliyor.

FT: Sizi başarıya götüren en önemli üç şey neydi?

GP: Motivasyon,disiplinli çalışma ve bana süreç boyunca destek olan sevdiklerimdi.

FT: Temel Bilimler ve Klinik Bilimler olarak değerlendirdiğinizde, tek tek dersler için önereceğiniz TUS kitapları ya da çalışma önerileri var mı?

GP: Genel olarak 5.sınıfta temel bilimler ve klinik bilimlerden bir konu tekrarı ve çıkmış soruların tekrarını yapmalarını öneririm. Bazı arkadaşlar kendini temel bilimlerde daha eksik gibi hissettiği için ağırlığı temel bilimlere verebiliyor. Ama temel bilimler daha ezber olduğu için ve önceden fazlaca çalışılsa bile kolay unutulacağı için ben çalısma süresinin eşit dağıtılması gerektiğini düşünüyorum. Farmakoloji için örneğin defalarca tekrar atıp diğer dersleri boşlamak yanlış bir yaklaşım. Farmakoloji çalışırken klinik kullanımı olan ilaçlara öncelik vermek ve bir ilacın vaka üzerinde ne şekilde sorulabileceğini bilmek, bu nedenle farmakolojiden bol soru çözmek önemli. Klinik bilimlerden kadın doğum adaylar tarafından elenen bir branş olabiliyor. Eskiden soruları atipik olmasına karşın son yıllarda kadın doğum soruları büyük oranda yapılabilir sorular şeklinde gelmeye başladı. Klinik puan üzerine olan önemli etkisini de göz önüne alırsak adayların kadın doğumdan 3-4 tekrar yapmaya çalışmalarını öneririm.

Soru çözmek konusunda da TUS için daha öncelikli olanın konuya hakim olmak olduğunu düsünüyorum. Ancak bilginin farklı ne şekillerde sorulabileceğini görmek, bazen ayrıntı bir bilginin akılda kalmasını sağlamak açısından da soru çözmek şart oluyor. İlk veya ikinci tekrardan sonra soru bankalarına bakmak daha büyük fayda sağlayacaktır. Ben Altun Farmakoloji ve Levent Kodal’ın Genel Cerrahi kitaplarından büyük fayda gördüğümü söyleyebilirim. Yandal sorularının çok benzerleri TUS’ta gelebiliyor bu nedenle dahiliye, pediatri ve genel cerrahi çıkmış yandal sorularını çözmelerini öneririm.

FT: Bir hekim sizce nasıl olmalı?

GP: Benim için iyi bir hekim deyince kafamda canlanan; yeterli bilgi ve donanıma sahip, bunun yanında hastasıyla iyi iletişim kurabilen bir hekim. Bunun için bilgilerimizi korumak ve yeni gelişmeleri takip edebilmek için okumayı bırakmamak gerekiyor. Bununla birlikte siz ne kadar iyi bilseniz de hastanın tedaviye uyumunu ve dolaylı olarak tedavi başarısını belirleyen sizin hastayla kurduğunuz iletişim oluyor. Her hastayla ilgilenirken zaman kısıtlamasına rağmen mümkün olduğunca empati kurarak, hastaya onu önemsediğimizi hissettirmeye çalışarak dinlemek işin temelinde yatıyor. Memnun olan hastanın size bu memnuniyetini yansıtması da, sizin işinizi tüm yorgunluğa rağmen daha motive ve daha tatmin olmuş bir şekilde yapmanıza yardımcı oluyor.

FT: TUS’un ardından mesleki hayatınıza nasıl yön verdiniz?

GP: Nisan TUS’unda intörn olmam sebebiyle tercih yapamadığım için Ağustos TUS’a da girmek zorunda kaldım. Aradaki süreçte zorunlu hizmete atanmış bulunuyorum ve Göztepe EAH’de pratisyen olarak görev yapmaktayım. Ağustos TUS’unda da dermatoloji veya radyoloji üzerine bir ihtisas seçmeyi düşünüyorum.

FT: Yoğun programınızda bize zaman ayırdığınız için tekrar teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

GP: TUS herhangi bir uzmanlık programına yerleşmemizi sağlayan bir sınav, daha fazlası değil. Ne çok sevinmek ne çok üzülmek lazım. Yaşamımızda şartlar çoğu zaman ideal olmuyor. Şartlara odaklanmadan elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak gerekir diye düşünüyorum.

Son olarak beni ağırladığınız için tekrar teşekkür ederim. Sorularınızı cevaplarken çok keyif aldım. Umarım okuyuculara da önerilerimin faydası olur.

FT: Biz teşekkür ederiz, başarılarınızın devamını diliyoruz.

Eda Gül Karaca

Önceki İçerikBURUK
Sonraki İçerikYAŞAMAK
TEILEN

CEVAP VER